Çulluk ve Meşe Ağacı

Kategori: Kuşlar
Etiketler:

Çulluk, Fotoğraf: Kemal Kahraman

Kuzey ülkelerin soğuyan havasından kaçan Çulluk, Anadolu meşeliklerine sığınır ve meşe ağacıyla kurduğu dostluk başlar.

Bir kuzey kuşu olan orman çulluğu, meşe ağacı yapraklarının kışın büründüğü renkte gözükür. Kuzey ülkelerin soğuyan havasından kaçan Çulluk, Ekim ayı sonunda, daha güney bölgelerdeki yaprak döken ormanlarda bulunan meşe ağacının altına gelir. Meşenin dalları geçen yıla göre biraz daha uzamış, çulluk ise göç yolculuğu sonunda yorgun düşmüş ve zayıflamıştır. Kısa süre içinde, eski arkadaşının yanında tekrar gücüne kavuşacak, meşe ağacı ile çulluk bundan böyle Şubat ayı başına dek beraber yaşayacaktır.

Çulluk meşe ağacının bir kısmı kuruyup yere düşen yapraklarının arasında hem gizlenir, hem de çürü­yen yapraklar arasındaki kurtçuk ve solucan gibi canlılarla beslenir. Zamanının tümünü gece hariç ormanda meşe ağacı ile geçirir. Kim bilir, belki bu yakınlıkları çulluğa meşenin kış giysisini, kahveren­gisini vermiştir. Onu bu yaprakların arasında otururken görebilmek için çok tecrübeli bir göz ya da iyi bir tesadüf gereklidir. Çulluk sanki bunu bilir; tehlike çok yakınına gelmedikçe kalkıp uçmaz. Bir avcı onu ancak av köpeğinin yardımı ile bulabilir. Köpek onu gözleriyle değil burnuyla arar. Koku çok yakından geldiğinde içgüdüsel bir dürtüyle donmuş gibi durup avcının komutunu bekler ve kokunun geldiği noktaya hızla atılır. O anda çulluğun uçup kaçmaktan başka şansı kalmaz. İşte dost meşe ağa­cı çulluğun bu yaşam savaşında dalları ve gövdesiy­le ona siper olur, avcının onu görmesini engeller.

Çulluk sabahın ilk saatlerinden akşamın karanlığına kadar kurumuş meşe yapraklarının üstünde oyala­nır, acıkan karnını doyurmak için geceyi bekler. Ba­zen bahar geldiğinde buralardan ve meşe ağacın­dan ayrılacağını düşünecek, kuzeyin ormanlarında kuracağı yuvasını ve yavrularını hayal eder. Çulluk, kendini düşlere dalacak kadar rahat hissetmesini meşe ağacı ve yapraklarına borçludur. Onlar olma­sa bir yırtıcı ya da bir avcı için görülmesi ve avlan­ması kolaydır.

Çulluk, meşe ağacını ve ormanı ancak gün akşam­dan geceye geçerken alaca karanlıkta terk eder. Bir karaltı gibi alçaktan uçarak yakınlardaki sulak çayır­lıklara iner. Artık bütün gece çamur ve sığ suyun içinde gövdesine göre uzun ve kullanışlı gagası ile solucan, kurtçuk türü besinleri arayacaktır.

Çulluk bütün gece bir ince dere boyunca yürür, yi­yecek peşinde koşar. Sabaha kadar beslenmiş ve artık karnı doymuştur. Gün aydınlanmaya başlar­ken çamurda ayak izlerini bırakarak tekrar ormana, meşe ağacına döner. Gecikirse bir başka canlı tara­fından avlanabileceğini iyi bilir.

Çulluk işte yine böyle bir gecede alışık olmadığı sesler duymuş, çok kuvvetli bir ışık altında gözleri görmez olmuştu, içten gelen bir dürtü ile uçtu ve o anda yeri göğü inleten bir sesle sarsıldı; kanatla­rının ucundan hızla geçen bir şeylerin rüzgârından neredeyse yere düşecekti. O geceyi hiç unutmaya­cak, hep korkuyla hatırlayacaktı. Başına gelen şey güçlü fenerlerle gece avı yapan kaçak avcıların işiy­di. Gözüne onu kör eden ışık tutulmuş ama o uça­rak tehlikeden son anda kurtulmuştu.

Tüm kış gece ve gündüzler çulluk için bu döngüde geçerken bir gün ormana elinde ucu parlayan bir balta olan insan gelir. Tam da çulluğun bulundu­ğu meşe ağacına doğru yönelir. Biraz uzaktan kor­kuyla olanları izleyen çulluk sevgili meşe ağacının büyük bir gürültüyle yere düştüğünü görür. Olan­lara bir anlam veremez. Sesler kesilip, baltalı adam uzaklaştığında çulluk arkadaşı meşe ağacının yanı­na gider; fakat onun yerinde artık küçük bir göv­de kalmıştır. Çulluğun koruyucusu, yıllardır birlikte olduğu eski arkadaşı artık yoktur. Çulluk günlerce meşe ağacı sanki tekrar o kısa gövdeden birden bire yükselecekmiş gibi bekler. Başka bir ağaç bul­mayı belki de eski arkadaşını üzeceği düşüncesiyle hiç istemez. Üstelik yerde kalan yapraklar çulluğa hala eski arkadaşını hatırlatmaktadır. Ama meşe ağacı ve dalları olmadan orada gündüz vakti bulun­mak çok tehlikelidir.

Bir gündüz vakti çulluğun kulaklarına korkuyla ür­perdiği sesler geldi. Bu ses bir avcının köpeğine verdiği komut gibiydi. Bunu daha önce de duymuş, hep meşe ağacının korumasına sığınmıştı. Şimdi artık sığınacak eski arkadaşı yoktu. Kendini yaprak­ların arasında gizleyerek, korkudan büyüyen gözle­riyle pustu kaldı.

Avcı köpeğine seslendi: “Hadi oğlum bul onu”. Çul­luk bu sesi duyduğunda köpek üzerine atlayabile­cek yakınlıktaydı. Bir heykel gibi durmuş, çulluğun bulunduğu yöne bakıyordu. Avcının sesi tekrar duyuldu. “Kap oğlum”. Çulluk, üzerine atlayan kö­pekten kurtulmak için havalandı. Çulluk uçtuğunda avcıyla arasına girip onu görünmez kılacak meşe ağacı artık yoktu. Ormanı sarsan bir ses duyuldu. Yakındaki tüm kuşlar, tilkiler, çakallar, tavşanlar se­sin şiddetinden donup kalmışlardı. Sessizliği yine avcının bağırışı bozdu.”Getir onu oğlum”.

Artık ne çulluk ne de dostu meşe ağacı vardı.

Belki başka bir ormanda başka bir çulluk ve meşe ağacı yan yana yaşamaktadır.

Yazı: Cemil Gezgin

Bu yazı Kuş Sesi dergisinin ikinci sayısında yayınlanmıştır.

1 Comments for : Çulluk ve Meşe Ağacı
    • Mahmut Sürer
    • 10 Kasım 2018
    Cevapla

    Harika bir anlatım olmuş…
    Emeğinize sağlık…
    Ne yazık ki Istranca ormanlarında gerçekleştirilen katliamlara dur diyemiyoruz ve gözümüzün önünde bu anlatılanlara tanık oluyoruz…
    Bu konu hakkında yapılacak bir çalışma olursa mutlaka haber verin…
    Selamlar…

Yorum Bırak

Change this in Theme Options
Change this in Theme Options