Ekle  Çıkar
Tarkan - Uyan
ATLAS BirdLife RSPB ATLAS BirdLife RSPB
 
Yuvarlak Korkusu
Muş’un dağları. Göl havzasına bakıyorum. Havza yuvarlak.

Devlet Su İşleri’nin açtığı drenaj kanalları ise cetvelle çizilmiş gibi. Düz. Dümdüz. Dört kanal o benzersiz gölün yüzünü neşter gibi yarmış.

Geriye dönüp vadiye bakıyorum. Murat Nehri kıvrılıp daireler çizerek akıyor yuvarlak ovanın ortasında. Nehrin önüne çekilen baraj seddesi ise düz. Dümdüz. Devlet Su İşleri’nin Ankara’daki mühendisleri hiç yaşamadıkları bu coğrafyayı sular altında bırakma kararını vermişler bir kere.

Dümdüz bir kalem darbesiyle Alparslan Barajı’nı kurmuşlar. Coğrafyanın dairesel gücü, elektrik olup dört köşeli televizyon ekranlarımıza dolacak.

Oysa doğa, kendisini yuvarlaklarla ifade eder. Molekülleri oluşturan atomlardan yerkürenin kendisine kadar, doğanın her türlü görüntüsünde kusursuz bir çembersellik bulunur. Modern insanın kurduğu düzen ise bunu reddetmekle başlar işe. Yuvarlaktan korkar, onu aşağılar, düzleştirir, sayısallaştırır ve zamanı geldiğinde de yok eder. Dünyanın yuvarlak olduğu ve güneşin etrafında döndüğü düşüncesi ilk söylendiğinde işte bu nedenle korku yarattı.

Aborijinler yaşadıkları kıtayı sınır çizgileri ve yazılı kanunlarla korumadıkları için kolayca katledildiler. Dairesel hareketler yapan bumerang, avına doğrusal yaklaşan mermiyle baş edemedi. Yaşadığımız evler, kullandığımız eşyalar her geçen gün biraz daha düzleşti. Yuvarlak sözcüğü beğenilmeyen hareketlerin başına konulan bir sıfat oldu. Ormanlar düz çizgilerle parsellenip satıldı. İnsanların, toplumların ve coğrafyaların önemi, dikdörtgen kâğıt parçalarıyla ölçülmeye başlandı.

Doğanın, tarihin ve bütün köklü fikirlerin hiçe sayıldığı bir çağda yaşıyoruz. Dünyanın sahibi olduğumuz saplantısıyla beraber, yerküreyi doğrusallaştırıyoruz. Unutuyoruz, kaybediyoruz ve kayboluyoruz. Rekabet içinde helak oluyoruz.

Doğayı yaşatmak, yaşama sahip çıkmak istiyorsak, öncelikle beyinlerimizin içine yerleştirilmiş doğrusal öğretilerinden arınıp doğadaki daireselliği ve bunun getirdiği karmaşayı sevebilmemiz gerekiyor.

Muhtelif koordinat sistemleri, minik karelerden oluşan dijital bir “O” harfi, otoyollar ve öbür yollar, yerel görünümlü Amerikan ve Avrupa markaları, silahlar, mermiler, hatıra ormanları, drenaj kanalları, barajların seddeleri, banka cüzdanları, cam ekranın köşeleri, HES’lerin boruları ve borsanın grafikleri bizi yaşamın kusursuz çemberinden uzaklaştıran ayrıntılardan sadece birkaç tanesi.

Bir yerde çemberi oluşturan ipin ucu kaçmış olmalı. Ama nerede? Belki de en iyisi, eski çemberi unutmak ve yepyeni bir çemberin oluşabilmesi için gerekli yapıtaşlarını üst üste koymaya başlamak. Rahatlamak, coşmak ve artık sadece bildiklerimizi unutturan bilgileri öğrenmek.

Cehlin bilgeliğinde, huzura ermek...
 
Güven Eken
Doğa Derneği Başkanı
guven.eken@dogadernegi.org

Radikal/26 Ocak 2011


> Doğa Hakları - 18.04.2012

> Yer misin, yemez misin? - 10.04.2012

> Kurbağa Prenses - 04.04.2012

> Amik'in Dönüşü - 21.03.2012

> Fazla gezegeniniz var mıydı? - 13.03.2012

> Başka bir taşra mümkün - 13.03.2012

> Vicdan Ayaklanması - 29.02.2012

> Antalya hangi ülkede? - 15.02.2012

> Doğanın sağı solu - 07.02.2012

> Darbe zihniyeti ve Hasankeyf - 01.02.2012

1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12

 
Doğa Hakları
İnsan doğanın haklarını tanımadan haksızlığa dair sorunlarını çözebilir mi?
>>>

Hasankeyf
Doğa Derneği Facebook Sayfası
Türkiye Su Meclisi
Çengelköy Doğa Bahçesi

 
 
  © 2004 - 2012 Doğa Derneği Her hakkı saklıdır.
Gizlilik Sartnamesi | Ziyaretçi Defteri  
ATLAS BirdLife RSPB