Uzak diyarların birinde, Anadolu adında bir yer varmış. Zenginin fakire zulüm ettiği, kurdun kuzu gibi göründüğü, iftiranın adalet, yalanın bilim, hizibin ise marifet sayıldığı bu yerde, kendilerine “Loçlu” adı veren bir grup insan yaşarmış.
Kastamonu Cide’nin Loç Vadisi’nde yaşayan Loçlular’ın bir kısmı geçim kaygısıyla İstanbul’a göçmüş. Ancak Loçlular öylesine vefalı insanlarmış ki, vadilerinden kopamıyorlarmış. Bu nedenle yazın evlerini boş bırakmıyor, yediden yetmişe her fırsatta köye gidiyorlarmış. Vadiden geçen Devrekani adlı çay, Loç halkının buluşma ve hasret giderme yeriymiş.
Derken bir gün beklenmedik birşey olmuş. Devrekani Çayı bir zalime satılmış. Zalim, çayın üzerine baraj yapacak, akan suyu borulara hapsedecek ve HES denen bir teknikle sudan elektrik üreterek çok para kazanacakmış.
Bunun üzerine Loçlular vadilerini kurtarmak için harekete geçmiş. İster İstanbul’da, ister Kastamonu’da yaşasın, tüm Loç halkı tek yumruk olmuş ve zalimi mahkemeye vermiş. Zalim ise çok acımasızmış. Halkın arasına marifetle sızıp hizip sokmuş. Hatta bazılarını parayla kandırmış. Ne var ki, çoğunluk mücadeleye devam kararı almış.
Eli ekmek tutanlar vadisini kurtarmak için işini aksatmış. Elinde avucunda ne varsa harcamış. Loç kadını anadan kalma sarıyazmasını kuşanmış. Kadınlar, zalimin karşısında en önde durmuş. İsyan bayrağını kaldırarak sokağa çıkmış. Böylece tüm Anadolu duymaya başlamış. Sarıyazma isyanını...
Gör ki, zalimin gözünü hırs bürümüş. Para için emir erlerini halkın üzerine salmış. Loç’u işgal eden makinelere karşı bedenini siper eden kadınları tartaklamış, vadide nöbet tutan halkın üzerine saldırmış.
Bunlar da hiçbir işe yaramamış. Loç direnmeye devam etmiş. Sarıyazmalılar’ın isyanı Anadolu’da dalga dalga yayılmış. Sayısız insan Loç’a yardım eli uzatmış. Loçlular bir de bakmış ki zalimin peşinde olduğu bir tek kendileri değil. Loç halkı, yazmalarını kuşanıp tüm Anadolu vadilerinin yardımına koşmuş. Onlara yardım için uzanan ellerle tek vücut olmuş.
Derken tarihi karar anı gelmiş. Mahkeme Loç halkının mücadelesini haklı bulmuş ve HES’i iptal etmiş. Sarıyazmalılar suyla, ormanla ve diğer tüm canlılarla uyum içindeki mütevazi yaşamlarına geri dönmüş. Onların bu mücadelesi tarihe “Sarıyazma Destanı” olarak geçmiş.
Zalim ise Loç’un veya başka bir vadinin kilidini kırmak için yeniden geleceği günü bekliyor. Biliyoruz. Ne var ki, Sarıyazma Destanı sayesinde onun zulmü karşısında durabilecek yegane gücün ne olduğunu da artık çok iyi biliyoruz: Loç halkının tüm dünyaya hatırlattığı, Anadolu birlik öğretisi. Güven Eken Doğa Derneği Başkanı guven.eken@dogadernegi.org
Radikal / 20 Temmuz 2011
|