Japonya’daki nükleer santralden gelen sızıntı haberlerini tedirginlikle izliyorum. Japonya, ki Hiroşima ve Nagazaki’de tarihin en büyük nükleer felaketini yaşamış bir ülke...
Tsunaminin ardından başlayan nükleer sızıntı, bu korkunç teknolojiye karşı tüm insanlığı bir kez daha harekete geçirdi. İsviçre hükümeti, yaşananlar üzerine nükleer enerji yatırımlarını askıya aldı.
Türkiye’yi yönetenlerin konuya duyarlılığı ise 1986’da basın önünde bardak bardak çay içerek “Çayda radyasyon yok, müsterih olun” diyen Sanayi Bakanı Cahit Aral’ın bir adım ötesine gitmedi.
Enerji Bakanı Taner Yıldız yaptığı açıklamada nükleer santral çalışmalarının aralıksız devam edeceğini ancak güvenlikle ilgili önlemlerin artırılacağını söyledi. Japonya’daki santralin 40 yıl öncesinin teknolojisi ile yapıldığını hatırlattı. Cümlelerini, siyasetin en hipnotik kelimeleri ile bitirdi: “Müsterih olun.”
Bu açıklama size garip gelmedi mi? Her şeyden önce, yapımı planlanan nükleer santralin daha önce iddia edildiği gibi ‘en mükemmel’ güvenlik sistemine sahip olmadığını öğreniyoruz. Japonya felaketinin ardından güvenlik sistemini geliştime imkanı varsa, birileri daha önce daha az güvenli bir santralin yapımına onay vermiş olmalı.
Aynı açıklama 40 yıl önceki teknolojilerden bahsediyor. O zaman Enerji Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı, 50 yıl öncesinin teknolojisi ile plananan Ilısu Barajı’nı inşa etmekte neden bu kadar ısrar ediyor?
Gelelim müsterih olma kısmına. Nasıl olabiliriz ki? Daha önce aynı millete ‘Korkmadan çay için’ dediniz. Millet içti. Gençlerimiz kanserden kırıldı. ‘Adalet mülkün temelidir’ dediniz. Millet inandı. HES şirketleri rahat çalışsın diye tarlalarına el kondu. ‘Demokrasi gelecek, özgürleşeceğiz’ dediniz. Millet ‘Peki’ dedi. Gazeteciler gözaltına alındı.
Nükleer konusunda kafası karışık olanlara nükleer karşıtlarını dikkatli dinlemelerini öneririm. Nükleer Karşıtı Platform üyesi Elektrik Mühendisleri Odası’nın konuyla ilgili açıklaması ibret verici: “Mersin Akkuyu’da kurulacak olan santral, 35 yıl önce, 1976 yılında verilmiş olan yer lisansına dayanmaktadır. Bu lisans kapsamında değerlendirilecek olan konuların başında seçilen yerin deprem, sel baskını, fırtına gibi doğal olaylar ve bu olayların ikincil etkileri yönünden değerlendirilmesine ilişkin bilgiler yer almak zorundadır. Akkuyu için bundan 35 yıl önce alınmış olan yer lisansının güncellenmesi yapılmamıştır.”
Japonya’daki santralin 40 yıl öncesinden kaldığını söyleyen Bakan Yıldız, kendi yapmak istediği santralin yer lisansının 35 yıl öncesine dayandığını acaba biliyor mu? Bilmiyorum...
Tek bildiğim, bu milletin artık ‘nükleer portakalı’ yemeyeceği. Güven Eken Doğa Derneği Başkanı
Radikal / 16 Mart 2011 |