 | | Şubat'ın 20'siydi. O gün havaya kızgın bir kor parçası düştü. Bin bir zerreye ayrılıp bütün gökyüzünü kapladı. Yedi gün, yedi gece sonra ikinci bir kızgın kor parçası suya düştü. Bin bir damlaya ayrılıp, bütün denizleri, gölleri ve nehirleri kapladı. Yedi gün sonra, Mart'ın 6'sı geldiğinde, üçüncü bir kor parçası bu sefer toprağa değdi. Bin bir kızgın kum tanesine dönüşüp yerin yüzünü ısıttı. O günün akşamında, her zaman olduğu gibi uyuduk. Sabah, yepyeni bir bahara uyandık. Evlerimizde kışın geçmesini beklerken, binlerce kuş Afrika ve Güney Asya'daki güneşli kışlıklarını terk edip yedi ananın güneşine kavuşmak üzere yola çıktı. İnsanlar uyuyup uyanıyor, yerleşik hayatın ritmini kaçırmamak için günlerin birbirini kovalamasına seyirci kalıyordu. Kuşlar, gece gündüz demeden yola devam edip üzerimize yağan kor parçacıklarına kavuşmaya çalışıyordu. Cemreler göğü, suyu ve toprağı, kordan bir yorganla kapladığında, gündeşin peşinde giden milyonlarca kuşun kanat sesleri artık daha yakından geliyordu. Sonunda başardılar. Birinci cemre havaya düştükten sonra serin bir Şubat ikindisi ilk ev kırlangıçları Anadolu'ya sessiz sedasız ulaştılar. Her geçen gün ve saat, hatta her saniyede, soluduğumuz havayı, uzun yolculuğunu tamamlamış bir hayatla daha paylaşıyorduk. Bir kırlangıç, bir leylek, birkaç bozkır toygarı, ardından ebabiller, daha sonra çaylaklar ve diğerleri derken cemrelerin ısıttığı dünyamızın ortakları hızla çoğalıyordu. Aylardır güneşin çocuklarını bekleyen Anadolu, bütün nehirler, bozkırlar, dağlar, ormanlar, göller ve denizler yeniden o benzersiz ses ve renk cümbüşüne tanıklık etmeye başladı. Patlayan her bahar dalının, eriyen her su damlasının ve güneşe uzanan her bir yeşil yaprağın arasında, güneşin ateşiyle beslenen aşklar yaşanıyordu. Işığın peşine takılıp binlerce kilometre kat eden güneşin çocukları, kendi çocuklarını dünyaya getirebilmek için geçici yuvalarını kurmaya başladılar. Tek amaçları, Eylül olup da güneş yeniden göç yollarını gösterdiğinde, kendilerine yepyeni kanat seslerinin eşlik etmesiydi. Nisanın gelmesiyle birlikte doğada yaşanan şölen doruk noktasına ulaştı. Doğada yaşanan bu şölene aslında hepimiz davetliydik ancak çoğumuz bu değişikliklerin farkına varmadık. Bazılarımız hariç. Hariç derken, kuşların doğadaki benzersiz şölenlerinin tadını çıkaran bir azınlığı, yani "kuş gözlemcilerini" kast ediyorum. Kuş gözlemciliği tüm dünyada yaygın bir ilgi alanı olmasına rağmen, Türkiye'de çok yakın tarihe kadar bir avuç insan tarafından yapılıyordu. 1999 yılından itibaren kuş gözlemcilerinin sayısı Türkiye'de de artmaya başladı. Bugün sayısı binin üzerinde meraklı, Türkiye'nin hemen her yerinde "kuşçuluk" yapıyor ve pek çok üniversite kuş gözlem topluluğuna sahip. Doğa Derneği, Türkiye'deki kuş gözlemciliğinin gelişmesi için yoğun çaba harcıyor. Doğa Derneği'nin yeni yayınladığı kuş kitabındaki resimlere dikkatle bakın. Onlar sadece bir kağıdın üzerindeki renkli lekeler değil. Orada gördüklerinizin hepsi birer gerçek varlık ve hemen hepsi yanı başınızda yaşıyor. Onları fark etmek, yüz yüze gelmek bütünüyle sizin isteğinize bağlı. Kuş gözlemenin en güzel tarafı işte tam da burada yatıyor. Kitabınızı alıyorsunuz ve boynunuza bir dürbün takıyorsunuz. Yakındaki bir doğa sahnesini buluyor ve olan biteni seyretmeye başlıyorsunuz. Neye mi bakıyorsunuz? Önce neye bakmayacağınızdan başlayalım. Bu sahnenin çerçevesi yok, dijital ekranı yok, kablosu yok. Oynanan oyunda senaryo yok, yönetmen yok, patron yok, rant yok, muhabir yok, denetim yok, reklam yok! Şaşırdınız mı? İşte kuş gözlerken yüz yüze geldiğimiz bu şey, bakmayı çoktandır unuttuğumuz bir şeyin, yani "gerçeğin" ta kendisi. Doğayı tanımak ve korumaya başlamak için kuş gözlemciliği kadar kolay ve zevkli bir araç düşünemiyorum. Doğada kuş gözlerken tanık olduğunuz her sahneye sonsuz açıdan yaklaşabilir ve kendinize en yakın olanı bulabilirsiniz. Bir kuşun güzelliğini doya doya seyredebilir, fotoğrafını çekebilir ya da çevresiyle olan ilişkisini araştırabilirsiniz. Sadece gördüğünüz kuşların listesini tutmak bile sizin için önemli ve keyifli olabilir. Yaralı kuşlara bakıp onları yaşama geri döndürebilirsiniz. Doğa Derneği'ne üye olarak kuşlar ve doğayla uyumlu bir yaşam sürmenin sırlarını araştırabilirsiniz. Tercihiniz ne olursa olsun, kuşlarla birlikte olduğunuz sürece bakışlarınızdaki mutluluk hiç eksilmeyecek, her geçen gün daha da artacak. Kuşçuluk vakti geldi çattı. Daha fazla beklemeyin!
| | | | | Doğa Hakları | İnsan doğanın haklarını tanımadan haksızlığa dair sorunlarını çözebilir mi? >>> |
|
| |
|  | |  | |  | |  | | | | |