Ekle  Çıkar
Tarkan - Uyan
ATLAS BirdLife RSPB ATLAS BirdLife RSPB
 
KÜÇÜK KIYAMETLER

Küçük Kıyametler filmini indirmek için tıklayın

561 canlı türü tüm dünyada sadece Türkiye'de bir tek noktada yaşıyor ve en küçük bir tehdit sonucunda yok olabilir.

Doğa Derneği ve birlikte çalıştığı bilim insanları tarafından 561 canlı türünün tüm dünyada sadece Türkiye'de tek bir noktada yaşadığı ve orada da yok olma noktasına geldiği ortaya kondu. Doğa Derneği, dünyadan tümüyle silinmesinden korkulan canlıların korunması için 51 uluslararası kuruluşla ve Atlas dergisiyle iki yıldır işbirliği içinde çalışmaktaydı. Bu kapsamda yapılan çalışmalar sonucunda tüm dünyada ve Türkiye'de en fazla yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan türlerin tam olarak nerede yaşadıkları belirlendi.

Bu canlıların arasında 550 bitki, 8 balık, 1 kurbağa, 1 memeli ve bir 1 kelebek türü bulunmakta ve bu türler Türkiye'deki doğal alanların aşırı kullanımı veya yok edilmesi sonucunda yeryüzünden tümüyle silinmek üzereler.

561 türün önemli bir kısmı Akdeniz bölgesinde yaşıyor. Antalya, tek noktaya sıkışmış türlerin en zengin olduğu ilimiz. Doğu Karadeniz Bölgesi ve Doğu Anadolu ise yok olan türlerin yoğunlaştığı diğer bölgelerimiz. Tamamı Göller Bölgesi ve Orta Anadolu'da olmak üzere sekiz balık türü bu canlılar arasında yer alıyor. Öte yandan, Türkiye'nin en nadir kurbağası Toros kurbağası (Rana holtzi) Niğde'de, memeli türü Silifke kirpifaresi (Acomys cilicicus) Mersin'de, kelebek türü ise Malatya kelebeği (Polyommatus dama) Malatya'da bir tek noktada yaşıyor. Yok olan bitki türleri arasında en çok dikkat çeken türlerden biri olan Likya orkidesinden (Ophrys lycia) tüm dünyada sadece 40-200 birey kaldığı ve bu bireylerin de bir mezarlıkta yaşadığı biliniyor. Likya orkidesinin yok olmasının nedeni köklerinin salep ve dondurma üretimi amacıyla toplanması. Ancak diğer türlerin büyük kısmı plansız yapılaşma, baraj inşaatları ve sulama projeleri nedeniyle yok oluyor ve çok az sayıda tür kanunen korunan alanların içinde yer alıyor.

Doğa Derneği'nin de dahil olduğu "Sıfır Yok Oluş İttifakı" tarafından yürütülen küresel çalışmada da benzer sonuçlar elde edildi. Küresel çalışmaya henüz çiçekli bitki ve balık türleri dahil edilemediği için nispeten az sayıda alan belirlendi. Küresel çalışmaya göre toplam 794 memeli, kuş, amfibi, sürüngen ve kozalıklı ağaç türü yeryüzünde tek bir noktada yaşıyor ve orada yok olmak üzere. Bu türler arasında maymun-suratlı yarasalar, zehirli kurbağalar, bir penguen, timsahlar, maymunlar ve bir de gergedan türü bulunmakta.

Türlerin yok olması doğal bir süreç olmakla beraber, uzmanlar bugünkü insan kaynaklı yok oluş sürecinin doğal süreçlere göre 100-1,000 kere daha yüksek olduğunu belirtiyorlar. Yakın tarihte, çoğu türün yok oluşu kedi ve fareler gibi istilacı yırtıcı hayvanların ıssız adalarda yerleştirilmesiyle meydana gelmişti. Bu son çalışmalar ise, yok oluş krizinin simdi genişleyerek dünyanın ana kara kütlelerine de büyük bir hızla yayıldığını ve risk altındaki türlerin çoğunlukla ana karalardaki dağlarda ve alçak arazilerde bulunduğunu göstermekte.

Konu hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken, "Çok sayıda bilim insanı ile yaptığmız çalışma sonucunda Türkiye'nin doğal açıdan dünya ölçeğinde önemli bir coğrafya olduğunu bir kez daha ortaya koyduk. Kaybolan 561 türle sadece doğal mirasımız değil, yüzlerce hastalığın ilacı, Türkiye'nin doğa turizmi potansiyeli, geleceğin besin kaynakları, temiz hava, su ve toprağımız yok oluyor. Yok oluş çağında yaşamak Türkiye'de yaşayan tüm insanlara ayrı bir sorumluluk yüklüyor. Bu nedenle ulusal ve yerel karar vericilerin ve yatırımcıların Türkiye'nin yakın geleceğiyle ilgili planları yaparken bu türleri ülkemizin en değerli ve en benzersiz kaynakları olarak görmesini bekliyoruz" dedi.



Türlerin yok olması doğal bir süreç olmakla beraber, uzmanlar bugünkü insan kaynaklı yok oluş sürecinin doğal süreçlere göre 100-1,000 kere daha yüksek olduğunu belirtiyorlar. Yakın tarihte, çoğu türün yok oluşu kedi ve fareler gibi istilacı yırtıcı hayvanların ıssız adalarda yerleştirilmesiyle meydana gelmişti. Bu son çalışmalar ise, yok oluş krizinin simdi genişleyerek dünyanın ana kara kütlelerine de büyük bir hızla yayıldığını ve risk altındaki türlerin çoğunlukla ana karalardaki dağlarda ve alçak arazilerde bulunduğunu göstermekte.

Konu hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken, "Çok sayıda bilim insanı ile yaptığmız çalışma sonucunda Türkiye'nin doğal açıdan dünya ölçeğinde önemli bir coğrafya olduğunu bir kez daha ortaya koyduk. Kaybolan 561 türle sadece doğal mirasımız değil, yüzlerce hastalığın ilacı, Türkiye'nin doğa turizmi potansiyeli, geleceğin besin kaynakları, temiz hava, su ve toprağımız yok oluyor. Yok oluş çağında yaşamak Türkiye'de yaşayan tüm insanlara ayrı bir sorumluluk yüklüyor. Bu nedenle ulusal ve yerel karar vericilerin ve yatırımcıların Türkiye'nin yakın geleceğiyle ilgili planları yaparken bu türleri ülkemizin en değerli ve en benzersiz kaynakları olarak görmesini bekliyoruz" dedi.

Ayrıntılı bilgi içeren Sıfır Yok Oluş posteri için tıklayınız.


Türlerin yok olması doğal bir süreç olmakla beraber, uzmanlar bugünkü insan kaynaklı yok oluş sürecinin doğal süreçlere göre 100-1,000 kere daha yüksek olduğunu belirtiyorlar. Yakın tarihte, çoğu türün yok oluşu kedi ve fareler gibi istilacı yırtıcı hayvanların ıssız adalarda yerleştirilmesiyle meydana gelmişti. Bu son çalışmalar ise, yok oluş krizinin simdi genişleyerek dünyanın ana kara kütlelerine de büyük bir hızla yayıldığını ve risk altındaki türlerin çoğunlukla ana karalardaki dağlarda ve alçak arazilerde bulunduğunu göstermekte.

Konu hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken, "Çok sayıda bilim insanı ile yaptığmız çalışma sonucunda Türkiye'nin doğal açıdan dünya ölçeğinde önemli bir coğrafya olduğunu bir kez daha ortaya koyduk. Kaybolan 561 türle sadece doğal mirasımız değil, yüzlerce hastalığın ilacı, Türkiye'nin doğa turizmi potansiyeli, geleceğin besin kaynakları, temiz hava, su ve toprağımız yok oluyor. Yok oluş çağında yaşamak Türkiye'de yaşayan tüm insanlara ayrı bir sorumluluk yüklüyor. Bu nedenle ulusal ve yerel karar vericilerin ve yatırımcıların Türkiye'nin yakın geleceğiyle ilgili planları yaparken bu türleri ülkemizin en değerli ve en benzersiz kaynakları olarak görmesini bekliyoruz" dedi.

İndirmek için tıklayınız

 
Dikkat Koruma Alanı!
Gediz Deltası’nda ılık bir şubat ikindisiydi. Yere uzanmış ve tam içim geçmişken “Beni görmüyorsun!” diyen bir sesle irkildim.
>>>
Hasankeyf
Doğa Derneği Facebook Sayfası
 
 
  © 2004 - 2012 Doğa Derneği Her hakkı saklıdır.
Gizlilik Sözleşmesi  
ATLAS BirdLife RSPB