Hikayemiz

Doğa Derneği 2008 yazında Tuz Gölü’nün kurumasına dikkat çekmek amacıyla bir eylem gerçekleştirmiş, üç yüzü aşkın dernek gönüllüsü kuru göl tabanına uzanarak bedenleriyle “İmdat!” yazmıştı.

Doğanın sorunları için yapıcı ve yerinde çözümler üretmeyi ilke edinmiş, yaşamın bütünlüğüne ve çeşitliliğine inanan, kendi varoluşunun doğa üzerindeki etkisini bilerek yaşayan binlerce insan ve bize yol gösteren Doğa’yız.

Bu hassasiyetle 2002 yılında kurulan Doğa Derneği,  kurulduğu günden bu yana, binlerce üyesi ve gönüllüsüyle yaşamın benzersiz çeşitliliğini anlamak ve korumak için çalışıyor. Doğanın haklarını savunan herkes; hiçbir dil, din, ırk veya siyasi görüş ayrılığı gözetmeden, Doğa Derneği’nin üyesi veya gönüllüsü olabiliyor. Bu nedenle dernek tabanı, öğrencilerden köylülere, araştırmacılardan sanatçılara, gezginlerden kuş gözlemcilerine ve aktivistlere kadar uzanan geniş bir ağdan oluşuyor.

Türkiye’de “Doğa Ana Hakları Evrensel Beyannamesi”ni tanıyan ilk kuruluşlardan biri olan Doğa Derneği’nin ufku, doğanın korunmasının gerekli olmadığı bir dünya. Bu doğrultuda; bilimsel çalışmalarla, sokak hareketlerine katılarak, ortaklıklar kurarak, kamuoyu oluşturarak, şarkı söyleyip masal dinleyerek, nehir gibi akarak çoğalıyoruz.

Dernek, uluslararası bir bilim ekibi ile birlikte “Önemli Doğa Alanları” yöntemini ortaya koydu ve 2004 yılında yayınladı. 2006 yılında Türkiye’nin “Önemli Doğa Alanları” kitabını hazırladı. Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN), geliştirdiğimiz Önemli Doğa Alanı yöntemini daha da geliştirerek korunan alanların belirlenmesi için uluslararası standart olarak kabul etti.

Doğa Derneği, Türkiye ve dünyadaki Önemli Doğa Alanları’nın yaşaması için çok sayıda faaliyet yürütüyor. Derneğin çalıştığı başlıca yerler, Burdur Gölü, Hasankeyf, İstanbul, Gediz Deltası, Urfa Bozkırları, Orta Anadolu ve Doğu Karadeniz Dağları, Seferihisar, Antakya ve Beypazarı. Dernek, “Hedef: Sıfır Yok Oluş” kampanyasıyla bu alanlarda yaşayan pek çok canlının neslinin tükenmesini engelledi. Kelaynak, ceylanlar, flamingolar, endemik bitkiler, çizgili sırtlanlar, boz ayılar ve akbabalar derneğin, neslinin tükenmemesi için çalıştığı canlılardan yalnızca birkaçı.

Yüz yirmi ülkedeki ortakları ile dünyanın en geniş doğa koruma ağı olan Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun (BirdLife International) Türkiye ortağı olan Doğa Derneği, hem yerel hem de uluslararası ölçekte pek çok projeye imza attı. 2010’da tüm Akdeniz Havzası’nın koruma stratejisini hazırladı. Amazon yerlilerine ve komşu ülkelere doğa mücadelelerinde aktif destek verdi. Dernek, Hasankeyf’in UNESCO Dünya Mirası ilan edilmesi için gerçekleştirdiği uluslararası kampanyada; Yaşar Kemal, Tarkan, Sezen Aksu, Orhan Pamuk gibi dünyaca ünlü pek çok sanatçıyı buluşturdu. Kampanya sonucunda Almanya, Avusturya ve İsviçre hükümetleri Hasankeyf’i sular altında bırakan Ilısu Barajı’na desteğini geri çekti.

Derneğin pek çok üyesi, Türkiye tarihinin en önemli sivil hareketlerinden biri olan ve “Anadolu’yu Vermeyeceğiz” sloganıyla düzenlenen Büyük Anadolu Yürüyüşü’ne katıldı ve doğa mücadelesi veren yüzlerce başka insanla birlikte Ankara’ya yürüdü.

Doğa Derneği nereye giderse gitsin orada yaşayan insanları ve onların doğa kültürünü temel değer olarak kabul ediyor. Bu nedenle geçen yıllarda Anadolu ve dünyanın her yerindeki kadim toplumlardan çok şey öğrendi. Dernek, bu benzersiz deneyimi ve değerli bilgileri kuşaklar arasında taşıyabilmek için Seferihisar Doğa Okulu’nun kurulmasına önayak oldu.

Kurulduğu günden itibaren geçen on üç yılda hem Anadolu’da hem de dünya farklı yerlerinde çalışmalar yürüten Doğa Derneği, bugün yüzlerce gönüllüsüyle birlikte yaşayan bir imece. Bu insanları bir araya getiren temel değer, insanın da doğa olduğu, yani “Doğa benim. Doğa sensin. Doğa biziz” düşüncesi. Dernek, “iyiliğe dayalı ilişkiler” düsturuyla bu ilişkileri anlamak, anlatmak ve yaşatmak için çalışıyor.

Fotoğraf: © Turgut Tarhan

Change this in Theme Options
Change this in Theme Options