Ekle  Çıkar
Tarkan - Uyan
ATLAS BirdLife RSPB ATLAS BirdLife RSPB
 
Çevre ile doğa arasındaki fark
Son zamanlarda sıkça karşılaştığım bir sorudur bu. Soran herkes de genellikle çağımızın hastalığı olan kolaycılık nedeniyle, bunu bir iki cümleyle anlatmamı bekler. Bu soru, doğayla yatıp doğayla kalkan insanlar için biraz “Ne olacak bu memleketin hali?” tadındadır. Soruyu duyunca önce kilitlenirsiniz ve bütün hayatınız boyunca yüklediğiniz bilgiler gözlerinizin önünden bir film şeridi gibi geçer.

Yanıtı da öyle iki cümlelik bir şey değil ne yazık ki!

Oldum olası çevreciliği çok insanmerkezli bir yaklaşım bulduğumdan, insanın da bir parçası olduğu bütünü ifade eden doğa kelimesini kullanırım.  Üstelik Türkiye’de içi boşaltılan çevrecilik kavramı başını alıp giderken, diğer yandan doğa tüm hızıyla yok olmaya devam ediyor. Örneğin şu anda başımızdaki en büyük belalardan biri olan hidroelektrik santrallerinin (HES) çevreci yatırımlar olarak kabul gördüğünü biliyor musunuz? Dozerlerle bir vadiye gireceksiniz, ağaç, vadi, dağ demeden orayı tarumar edeceksiniz, yaşamın temel kaynağı olan suyu yatağından alıp borulara hapsedeceksiniz ve bunun adı da çevrecilik olacak.

Neymiş efendim? Karbon salınımı yokmuş.

Ne yazık ki dünyada da Türkiye’de de durum böyle.

Şirketlere bakın ya da…

Elimizi sallasak çevreci şirkete çarpıyor. Sanırsınız ki hepsi zemzem suyuyla yıkanmış. Doğaya zararları şöyle dursun hatta faydaları var diye inanacağız neredeyse. En çevreci inşaat şirketleri enerjisini rüzgardan elde ettiğini söyleyerek çevreci diye yüz binlerce dolara lüks daireler satar. Öte yandan, Bodrum yarımadasındaki eşsiz makilikleri yok ederek bol golf sahalı dev siteler yapar. E bir anlamda imam-cemaat ilişkisi bu.

Çevre Bakanlığı nereyi satayım da paraya çevireyim derdine düşer de nehirleri HES şirketlerine, dağları madencilere, ormanları yatırımcılara açarsa, çevreciyim diyenlerin yapacağı da bu olur.

Demem o ki bizim artık bildik çevrecilik kavramını terk etmemizin zamanı geldi de geçiyor.

Çift cam takıp ısı yalıtımı yaparak, hayvanları çok seviyorum diyerek, hibrit araçlara binerek ve evde muslukları kısarak gezegenimize hayat vermenin artık pek mümkün olmadığını anlamamız gerekiyor.

Bunlar elbette ki önemli ve yapmamız gereken şeyler ama, bugünkü yaşam kültürümüzü değiştirmediğimiz sürece, kendimize ne kadar çevreci makyaj yaparsak yapalım gerçeği değiştiremeyeceğiz.

Bina yanıyorken, tek tek odalarımızı kurtarmanın hiçbir işe yaramayacağını artık kabul etmemiz gerek. En iyisi hep birlikte büyük yangını söndürmek!

Güven Eken
Doğa Derneği Başkanı
guven.eken@dogadernegi.org

Radikal / 9 Şubat 2011


> Dikkat Koruma Alanı! - 23.07.2012

> Doğa Hakları - 18.04.2012

> Yer misin, yemez misin? - 10.04.2012

> Kurbağa Prenses - 04.04.2012

> Amik'in Dönüşü - 21.03.2012

> Fazla gezegeniniz var mıydı? - 13.03.2012

> Başka bir taşra mümkün - 13.03.2012

> Vicdan Ayaklanması - 29.02.2012

> Antalya hangi ülkede? - 15.02.2012

> Doğanın sağı solu - 07.02.2012

1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12

 
Dikkat Koruma Alanı!
Gediz Deltası’nda ılık bir şubat ikindisiydi. Yere uzanmış ve tam içim geçmişken “Beni görmüyorsun!” diyen bir sesle irkildim.
>>>

Hasankeyf
Doğa Derneği Facebook Sayfası

 
 
  © 2004 - 2012 Doğa Derneği Her hakkı saklıdır.
Gizlilik Sartnamesi | Ziyaretçi Defteri  
ATLAS BirdLife RSPB