 Yapılan bilimsel araştırmalar M.Ö. 2000 yılında Çinli ve M.S. 1. yy’da Romalı çiftçilerin hasadın ardından organik artıklarını yakmadıklarını veya çöpe atmadıklarını gösteriyor. Üstelik bu işlem modern tarımın başlangıcına kadar nesiller boyu uygulanmış. Peki Çinli ve Romalı çiftçiler ve onların torunları tarlalarındaki çer çöpü temizlemeyecek kadar tembel veya özensiz insanlar mıydı? Tabi ki “hayır”. Onlar organik atıklarını kompost olarak değerlendiriyor ve böylece toprağın verimliliğini korumasını sağlıyorlardı. Yani bizlerin bugün besinlerde kimyasal gübre, hormon, tarım ilaçları gibi nedenlerle oluşan kanserojen etkilerden kaçınmak için uygulamaya çalıştığımız “eko-kültür” ya da “organik tarım” yapıyorlardı.
Günümüzde teknolojinin sağladığı ileri olanaklara rağmen, insanoğlu “açlık” sorununu bir türlü aşamadı. Birleşmiş Milletler verilerine göre bugün dünyada 900 milyonun üzerinde insan açlığın pençesinde kıvranıyor. Nitekim, FAO (Gıda ve Tarım Örgütü) eski başkanlarından E. Saouma “dünya bu gidişle mi gelecek milyarları beslemeyi düşünüyor?” diyerek durumun ciddiyetine işaret etmiştir. Diğer taraftan kullanılan ticari gübreler, hormonlar gibi çeşitli kimyasallar ile her çeşit üründe birim alandan maksimum verim alınabilmesine karşın, artık yiyecek-içeceklerin ne eski tatlarının ne de dayanıklılıklarının kalmadığı da görülmektedir. Bununla bağlantılı olarak 1992’de Rio’da gerçekleştirilen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda da “kimyasalların daha az, organik gübrelerin daha fazla kullanılacağı tarım tekniklerinin geliştirilmesi” önerisi benimsenmiştir.
Peki dünyada doğal bir şekilde tarımsal üretim yapma eğilimi hızla artarken bizler ne yapıyoruz? Çevremizde organik olan her şeyi topluyor, anlamsızca ve bindiğimiz dalı kesercesine “yakarak” hem küresel iklim değişikliğine katkıda bulunuyor, hem de organik gübre olarak kullanılabilecek bu değeri yok ediyoruz. Sahi biz neyi yakıyoruz? Bahçelerimizde biçtiğimiz çimleri, ağaçlardan dökülen yaprakları ve dalları, hatta daha da ileri gidip topraktaki biyolojik çeşitliliği de yok ederek tarlalardaki organik artıkları anız diye yakıyoruz. Yakmadığımız veya fazla ıslak olduğu için yakamadığımız sebze ve meyve gibi evsel organik artıkları da kolayca poşetleyip çöpe atıyoruz. Örneğin büyük şehirlerdeki sitelerde biçildikten sonra çöpe atılan veya yakılan çim miktarını bir tahmin etmeye çalışın. Oysa aynı siteler her yıl toprak iyileştirme için organik madde satın almakta ve gübreleme yapmaktadır. Bu sefer de harcanan toplam parayı tahmin etmeye çalışın. Bunun yerine sitelerin bir köşesinde ayrılacak basit kompost alanları ile sitenin tüm toprak ıslah çalışmaları için gerekli olan organik madde sağlanabilecektir. Böylece site giderleri düşerken, bu çaba doğaya katma değer olarak geri dönecektir. Üstelik bunun bir doğa bilinci olduğu düşünülürse çocukların dahi evlerdeki organik çöpleri biriktirerek bu alanlara götürmesi hiç de şaşılacak bir olay olmayacaktır. Aslında bahçesi olan herkes ve hatta apartmanda oturanlar dahi evlerinin balkonlarında küçük bir teneke kutu içinde kompost yaparak hem doğadan geleni doğaya döndürmüş, hem de çöp dökme alanlarındaki organik atık yükünü hafifletmiş olacaklardır. Nitekim Avrupa’da pek çok şehirde kompost yapımı peyzaj düzenlemelerinin doğal bir parçası olup; parklarda, sitelerde ve ev bahçelerinde organik artıklar bir yerde toplanarak kompost yapılmaktadır.
Soruyu tekrar edelim isterseniz: Sizce Çinli ve Romalı çiftçiler çok mu tembeldi ya da biz açlıkla pençeleşen dünyanın sigortası olan bu serveti yakarak modern mi oluyoruz? Yoksa yalnızca bilinçsizce davranıp kolaya mı kaçıyoruz?
Bahçenizde basit kompost hazırlanma tekniği Kompost, bitkisel mutfak atıklarının, otların, dal, yaprak parçalarının yani bitkisel artıkların bir yere yığılarak çürütülmesinden meydana gelen, doğal bir gübredir.
Kompost için toplanan organik materyal, gölge bir yerde toprak zemin üzerine 1-3 m yükseklik 2-3 m genişlikte kuzey-güney yönünde uzanan şeritler oluşturulur. Organik materyal, örneğin yaprak toprakla değişimli olarak her tabaka 30cm'yi geçmeyecek şekilde kat kat yerleştirilir. Her kata bir miktar kireç serpilmesi kompost oluşumunu hızlandırır. Bu yığınların üstü daha sonra toprakla kapatılmalı, sulanmalı ve zaman zaman alt üst edilmeli. Her alt üsten etme işleminden sonra yığın tekrar toprakla kapatılmalıdır. Kompost, belli bir olgunluğa ulaştıktan sonra kullanılmalıdır. Bu süre 6 ay ile 2 sene arasında değişir. Kompostun hazır hale geldiği kullanılan yaprak ve diğer organik artıkların tanınmayacak bir hale gelmesi, gevşek bir yapı kazanması ve gri-siyah bir renk almasıyla anlaşılır. Yazı: Prof.Dr. Alper H. Çolak, Simay Kırca, Ebru Ebçin KorkusuzFotoğraf: Rasim Çetiner Radikal / 9 Kasım 2011
|