Yürümek sağlıktır. İnsan her adım attığında yaşadığını hisseder. Teni terler, terledikçe gençleşir.
Yürümek değişimdir. Etrafınızda gördüğünüz her şey, yolunuza çıkan engeller, yürürken yaptığınız hatalar, sizi her an değiştirir.
Yürümek anlamaktır. Arabayla hızla geçip giderken veya evinizde otururken göremeyeceğiniz her ayrıntıyı yürürken görür anlarsınız. Ayrıntıda gizlenmiş şeytanı yakalarsınız.
Yürümek durmaktır. Yorulmak, helak olmak, yarışmak için yürünmez. Yürüyen insan, yaşamın doğal ritmini hissederek durması gereken zamanı iyi anlar. Durmanın kıymetini öğrenir.
Yürümek birleşmektir. Çeşitlilikten doğan güçle, ortak yanlarımızdan doğan ivmeyi bir araya getirir. İnsaları buluşturur. Aynı amaca ulaşmak için birbirine kenetler.
Yürümek aşındırır. Siyasetçiler yürüyen insandan korktuğu için “Yollar yürümekle aşınmaz” demiştir. Yürümenin ruhunu hiçe saydığı için “10 bin kişi de biz yürütürüz” demiştir. Çünkü yürümek yolları değil elbet ama diktayı, erki ve çıkar çetelerini aşındırır. Türkiye’de son zamanlarda herkes bir şeylere karşı yürümeye başladı. Sanal dünyayı karartanlara karşı, doğayı alıp satanlara karşı, HES’lere, nükleere, siyanüre, emekçiye yapılan haksızlıklara karşı, ayrımcılığa, sanatın ucube ilan edilmesine, YGS skandalına, YSK aymazlığına, gazetecilerin susturulmasına, kadına şiddete karşı. Hemen herkes bir şeylere karşı...
Yazık ki yürüyenlerin hemen hiçbiri taleplerine olumlu bir yanıt alamıyor. Neden?
Belki de birleşip hep birlikte yürünmediği için. Sadece ateşin düştüğü yer ve zamanda yüründüğü için. Bir parçası olduğumuz bu haksız düzeni topyekun karşımıza alamadığımız için. Oysa haksızlığa göz yumarak hak mücadelesi verilebilir mi?
Yazık ki vermeye çalışıyoruz. Herkes bu düzenin bir parçası olduğu için, birinin mücadelesinin ucu ötekine dokunuyor. Mağdurlar arası birleşme, kolay kolay ve kendiliğinden gerçekleşmiyor. Ezberimizdeki bencillik ve bizcillik öğretileri, daha geniş hareketin doğuşunu engelliyor. Son zamanlarda çok konuşulan Büyük Anadolu Yürüyüşü’nün fikir babası Sinan Akçal, bu yürüyüşü ‘Vicdanlı insanların bir araya gelmesi’ olarak tanımlıyor. Sinan Akçal, yürümenin gücüne inanıyor ve insanı rekabetin suç ortaklığından alıkoymaya çalışıyor.
Yürümek okula benzer. Kitaplarda yazmayan, yazılamayan pek çok şey, yol üzerindeki engellerde saklıdır. Yürüyen insan her engelde biraz daha aşınır.
Aşındıkça doğayı tanır, insanı tanır, kendini tanır.
Haksızlığın yolları, insan kendini tanıdıkça aşınır.
Güven Eken Doğa Derneği Başkanı guven.eken@dogadernegi.org
Radikal / 18 Mayıs 2011 |