 | | İnsanoğlu tek bir şeye inanmış: Para.
İnsan dünyanın güzelliğine sırtını dönmüş.
Oğul, ana dilini, doğa dilini unutmuş.
Neslim, ötekinin yoksulluğuna seyirci kalmış.
Böylece kıyım başlamış.
Hem ne kıyım...
Dünyayı siz mi kurtaracaksınız diyorlar.
Gülümsüyorum.
Evet diyorum. Çünkü ben dünyayım. Yüzleşmekten kaçtığın o dünyanın ta kendisiyim.
Yolu kesilen nehirim, kurutulmuş bir gölüm. Vurulan ceylan, zıpkınlanan yunusum. Dağın başındaki ağacım, evsiz kalan fakirim. Öksüz çocuğun kalbiyim, tecavüz edilen bir genç kız, aldatılmış bir delikanlı, iflas eden köylüyüm.
O kadar büyük ki benim kalbim, hakikatten geçmesem bu düzeni yerle bir edebilirim.
Umudumu kırmak için boşuna çalışma. Bu umut, kırılmaz ayna.
Ben bütün kötülükleri danımıtıp da çiçekler açtıran hıdırellez çobanıyım.
Dağın başında dünyayı selamlayan yaşlı meşeyim.
Dışarda kasırga koparken, mutluluk duvarının arkasına saklanarak kurtulamazsın benden.
Çünkü ben sana senden daha yakınım. Geceleyin hiç ummadığın bir anda, yüreğine yapışan o vicdan tozu benim.
Ben içindeki bütün güzelliklerin aynasıyım. O hiç el değmemiş, temiz, hesapsız, kitapsız, çocuk yanınım.
Ben sendeki sensizliğim.
Sen de gel, beni bana ver.
Biz ikimiz, bir dünya edene kadar karışalım.
Kendimizi ve dünyayı, senden ve benden kurtarana kadar.
Ne olur!
Şu güzel dünyaya karışalım...
| | | | | Doğa Hakları | İnsan doğanın haklarını tanımadan haksızlığa dair sorunlarını çözebilir mi? >>> |
|
| |
|  | |  | |  | |  | | | | |