Söz düşer. El yazar. Bu dünyada tek başına bir iş yapan bulunmaz. Ekmeği fırıncı yaptı sananlar. Gelin, o ekmeği şu toprağa sorun…
Önce beni kazdılar. Sonra içime buğdayları saçtılar. Kimi “para para para” dedi. Kimi “kurda kuşa aşa”. Arsız demedim, hırsız demedim. Hepsine verdim. Verdim dediysem, yalnız değildim. Gökten düşen su vardı ki, siz ona rahmet dediniz. Ben kancıktım, su er kişi. Baş göz olup karıştık. Buğday bedeninde yeniden doğduk.
Derken üzerimizi güneş ısıttı. Su ve ben beden olduk, o ateş. Bir kıştan, sonraki bahara… Hep birlikte olduk. Yeni buğday başakları verdik. Güneşin yaz hali dünyaya düştüğünde, bizi harman yerine koydular. Başak saptan, tane başaktan ayrıldı.
Buğdayları tane tane topladılar. Çuvallara koydular, yükleyip değirmene götürdüler. Çiftçiden uncuya. Topraktan una. Çevir değirmenci, çevir taşları!
Toprak idim. Su idim. Yolum o fırıncıya düşene kadar. Önce suyla kardı, sonra ateşe attı. Beni ekmek etti. Dağılmıştım, topladı. Hamdım, pişirdi. Buğday oldum, ekmek oldum. Gayrı senin sofrana geldim. Ağzında rızık oldum. Sanma ki senin oldum. Ben senden geçtim, misafir oldum. Sen benden geçtin, toprak oldun. Ben sen oldum, sen de ben olacaksın. Sanma ki yolculuğumuz böylece bitti. Bizden sonra da şu garip alemin içinde savrulmaya devam edeceğiz. Bizden önce olduğu gibi.
Ey bir işi “ben yaptım” diyen kişi. Boşuna kibirlenme. Her yediğin lokmanın üzerinde, başkasının hakkı var. Her aldığın nefesin, sana dokunan her kişinin, sende bir emeği var.
Toprak ana ölüyor. Su, toprağa hasret kaldı. Hal böyleyken, “dünyayı kurtaracağız” diye Güney Afrika’da buluşan yöneticiler, yüzleri kızarmadan evlerine dönüyor. Hiçbir şey yapamadan. Biz olmak için kendini yok edemeden. Kendini nefsinden kurtaramayan, dünyayı nasıl kurtartsın?
Oysa insanın dünya üzerindeki yıkıcılığının son noktaya vardığı bir çağda yaşıyoruz. Dünyanın insan nedeniyle iki dereceden daha fazla ısınacak olması artık kesin. Bizim eylemlerimiz nedeniyle, 13 dakikada bir canlı türünün neslinin tükeniyor olduğu da.
Güney Afrika’daki İklim Zirvesi’nde bir kez daha öğrendik: Dünyamız, devletlere bırakılamayacak kadar değerli. İşi onlara bırakırsak, tüm gezegeni satacaklar. Şimdi zihnimizdeki sınırları yıkıp tüm dünyayı yurt edinmenin tam zamanı. Büyük düşünmek için değil, küçük düşünenlerden kurtulmak için. Toprağın ve suyun önünde saygıyla eğilmek için...
Güven Eken Doğa Derneği Başkanı guven.eken@dogadernegi.org twitter.com/ekenguven
Radikal / 14 Aralık 2011 |