 | | Hasankeyf, 10 bin yıldır olduğu gibi bugün de Dicle'nin kıyısında yaşıyor. Üzerinde Ilısu Barajı'nın kara bulutları dolaşıyor. O, direniyor. Yaşıyor. Bu akşam, Ilısu Barajı için eksik krediyi veren ve Hasankeyf'in yok edilmesine ön ayak olan Ferit Şahenk ve Suzan Sabancı'yı düşünüyorum. Garanti Bankası'nın ve Akbank'ın patronları? Onlar şimdi ne yapıyor? Sonuçta onlar da insan evladı değil mi? Başlarını yastığa rahat koyuyorlar mı? İçine düştükleri günah hakkında medyanın haber yapmasını engelliyorlar. Peki vicdanlarının sesini susturabiliyorlar mı? Bilmiyorum. Vicdanları kalmış mıdır? Onu da bilmiyorum. Ancak kesin olarak bildiğim başka bir şey var. Şayet bu yanlıştan geri adım atmazlarsa, Şahenk ve Sabancı, Hasakeyf'ten çok kendilerini yok etmiş olacak. İşledikleri vicdan suçunu unutmak ve unutturmak için elbette çok çalışacaklar. Konu hakkında tek bir haber yaptırmayacaklar. Reklam veren oldukları için, gazeteleri, dergileri ve televizyonları kolayca susturacaklar. Devlet bizi çok sıkıştırıyor diyerek, kendi servetlerini, dünyanın servetinden daha çok önemseyecekler. Kültür ve sanat müzeleri açtıracaklar. Müzelere, kendi adlarını ve soyadlarını verecekler. Toplantılar düzenleyecekler, o toplantılarda ne kadar doğasever olduklarını anlatacaklar. Yaban keçilerine uydu vericisi taktıracaklar. Çevreci ürünler geliştirecekler. Duş başlıkları, ampuller dağıtacaklar. Fotoşop hilesiyle kutup ayılarını koruyacaklar. Kendi yönettikleri vakıflara, sayısız sosyal sorumluluk projesi yaptıracaklar. Çok uğraşacaklar. Didinecekler. Ancak hiçbiri beş para etmeyecek. Olmayacak... Şuurlarının altındaki acı, hiç dinmeyecek. Onlar hiç farkında olmasa bile, tarih huzurunda işledikleri günah, onların peşini hiçbir zaman bırakmayacak. İnsan uygarlığının en değerli izlerinden birine, Hasankeyf'e ve doğaya karşı işledikleri suç, asla unutulmayacak. Öyle bir an gelecek ki, Hasankeyf ve Dicle Nehri sulara gömülse ve geriye yalnızca o muhteşem fotoğrafı kalsa bile, Şahenk ve Sabancı'dan daha gerçek olacak. Hasankeyf, uğrunda binlerce insanın mücadele ettiği bir coğrafya, onlarsa bu mücadelenin kötü adamları olarak tarihe geçecek. Şahenk ve Sabancı, tarih karşısında, kendi kendilerini yok edecek. Şimdi düşünüyorum da? Ilısu Barajı'nın duvarı çoktan örülmüş. Duvarın taşları, Şahenk, Sabancı ve ötekilerin korkuları. Duvarın arkasında biriken, Dicle'nin suyu değil, onların serveti. Sular altında kalan ise, aynı insanların onuru. Zaman gerçeği en çıplak haliyle gösterecek. Bu yolculukta, hep beraber, Dicle'ye arkadaşlık edeceğiz. Tüm dünya, tek vücut olup şu sorunun yanıtına şahitlik edeceğiz: "Yok mu bu korku duvarını yıkacak bir yiğit?" Yanıtının altına imzamızı koyacağız. Vicdanımızın sesi ve Dicle nehrinin suyuyla? Şimdi, o yiğit sesimizi duysun diye, bir kez daha sesleniyorum. Şahenk ve Sabancı yok olmasın! Hasankeyf yok olmasın!
BANKALARI DURDUR! >>> | | | | | Doğa Hakları | İnsan doğanın haklarını tanımadan haksızlığa dair sorunlarını çözebilir mi? >>> |
|
| |
|  | |  | |  | |  | | | | |