Sualtı Araştırmaları Derneği, Doğa Derneği ve Greenpeace Akdeniz, Kıyı Kanunu’nda yapılmak istenen değişikliklerin, hukuki, ekolojik ve ekonomik çelişkilerini ortaya koydu.
Sualtı Araştırmaları Derneği, Doğa Derneği ve Greenpeace Akdeniz, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca hazırlanan “3621 Sayılı Kıyı Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı”nın kıyılarımızın korunmasına ilişkin ciddi ve geri dönüşü mümkün olmayan tehditler yaratacağını belirtti. Uzun zamandır Türkiye kıyılarında çalışmalar yürüten bu ulusal sivil toplum örgütleri, yasadışı yapılaşmalara af getiren, denizin kıyısına kadar yapılaşmanın yolunu açan bu girişimin hukuki, ekolojik ve ekonomik açılardan ciddi yanlışlıklar içerdiğini savunuyor.
Sualtı Araştırmaları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı D. Haluk Camuşcuoğlu ve Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Güneşin Aydemir ve Greenpeace Akdeniz Denizler Kampanyası Sorumlusu Banu Dökmecibaşı, konu hakkında yaptıkları ortak açıklamada şunları söylediler: “Kanun tasarısını ayrıntılı olarak incelediğimizde, bu girişimin hukuki, çevresel ve ekonomik açıdan üç temel noktada büyük yanlışlıklar içerdiğini gördük. Böyle bir girişim, hiç şüphe yok ki son derece kısa vadeli bir politikanın ürünüdür ve en önemli sonuçlarından birisi de Türkiye turizminin bindiği dalı kesmesi olacaktır.”
Hukuka aykırı “3621 Sayılı Kıyı Kanunu’nda yapılması düşünülen değişiklikler, 43 ve 56 sayılı Anayasa maddelerine aykırıdır. Öte yandan, Türkiye, taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma (Bern) Sözleşmesi, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ve Akdeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması (Barselona) Sözleşmesi ile nesli azalan canlı türleri ile bunların yaşam alanlarını korumakla mükelleftir. Söz konusu girişim Türkiye’yi, uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmede büyük zaafiyete uğratacaktır. Ayrıca Avrupa Birliği (AB) tam üyelik müzakerelerinde çevre başlığının, en önemli ve zorlu başlıklardan biri olduğu kamuoyu ve hükümet tarafından iyi bilinmektedir. AB’nin çevre sektöründeki en önemli hukuki araçlarından ikisi Habitat Direktifi ve Kuş Direktifi olup kıyılardaki doğal yaşam alanlarının yapılaşmaya açılması söz konusu direktiflere doğrudan uyumsuzluk ve tezatlık oluşturacaktır.”
Kıyıların doğal zenginliği yok olacak “Türkiye’nin doğal yaşam alanlarını korumaya yönelik çalışmalarda bulunan kuruluşlarımızın ve çeşitli üniversitelerin yaptığı bilimsel çalışmalar sonucunda, nesli dünya ölçeğinde azalan ancak Türkiye kıyılarında önemli sayılarda yaşayan birçok canlı türü belirlenmiştir. Akdeniz foku (Monachus monachus) ve deniz kaplumbağasının da (Caretta caretta) aralarında bulunduğu bu canlıların yaşam alanları kanun yasalaştığı takdirde büyük bir tehlike altına girecek ve nüfuslarının önemli bir kısmı tükenecek hatta geri dönüşsüz olarak yok olacaktır.”
Turizm ve ekonomi uzun vadede zarar görecek “3621 Sayılı Kıyı Kanunu’nun değişikliğe uğraması durumunda ülke turizm potansiyelinin de olumsuz etkileneceği açıktır. Gerek yabancı ve gerekse yerli turistler, bozulmamış doğal, tarihi ve kültürel değerleri aramaktadır ve Türkiye nispeten az betonlaşmış kıyıları sayesinde bugün diğer Akdeniz ülkelerinden daha farklı bir konuma sahiptir. Kıyıları betonlaşmış, doğal koyları harap olmuş, doğal zenginliği azalmış bir Türkiye’nin turizm açısından cazibesi ve rekabet gücü de büyük zarar görecektir. Yalnızca ulaştırma, üstyapı ve altyapı gelişimine odaklı bu yasa tasarısı, turizmin en temel kaynak değerleri olan paha biçilmez doğal ve tarihi zenginliklerin yok olmasına kapı açarak; turizm ve yardımcı sektörlerde önemli gelir kayıplarının yaşanmasına neden olacaktır.” Öte yandan turizm dışında konuya Türkiye’nin doğal kaynaklarının korunması ve özellikle de üç tarafı deniz olan bir ülkenin en değerli kaynağı olan denizlerinin korunabilmesi açısından da bakmak gereklidir. Bu sebeple izlemesi gereken en mantıklı yolun kıyıların ve deniz yaşamının korunmasına yönelik yasal yapılanmanın ivedilikle sağlaması gerektiği düşünülmektedir.
 |