Hayatımızla bir hamburger arasındaki benzerliklerden bahsetsem çok mu moral bozucu olurum? Bilmiyorum. Yazının sonunun umutlu bittiğini söylersem belki bundan sonraki birkaç insanburger paragrafına katlanırsınız. Tercih sizin.
Eğitim sistemi dedikleri şeyin çok tehlikeli olduğunu ancak üniversite yıllarında anladım. Meğer eğitimle yapılmak istenen şey, bizleri iş dünyasının ihtiyaçlarına göre lezzetlendirip piyasaya sürmekmiş. Şöyle ki...
Test çözmekten başka hiçbir zihinsel faaliyetin gerçekleşmediği ilköğretim yılları hepimizin hamurunu değiştirmek için kurgulanmış. Türkiye’de dünyanın en yetenekli sanatçılarından biri olarak doğmuş olabilirsiniz. Yine de dersanelerin ruhtan arınmış sıralarında test çözüp hamurunuzu ‘çoktan seçmeli’ bir mönüye göre ayarlamak zorundasınız.
Hamurumuza katılan ‘fast’ (hızlı) insan mayası tuttuktan sonra ise her şey kendiliğinden şekilleniyor. Sivri veya yuvarlak sandviç ekmeği olmak arasında bir tercih yaptığımız lise yılları, arkadaşlarımızla yarışarak geçiyor. Rekabetin acılı lezzetine işte tam da bu yaşlarda alışıp ondan ömür boyu vazgeçemiyoruz.
Üniversite yılları ise ekmeğin içini süslemekle geçiyor. Doktorburgerler, mühendis dürümler ve dahası. Toplum dedikleri, insanburgerlerden oluşan koca bir mönü!
Son yıllarda toplumun bir fast food mönüsü haline dönüşmesine karşı hareketler çoğalıyor. Pek çok grup, toplumu var eden asıl gücün ekonomi değil, insanlar arasındaki sağlıklı ilişkiler olduğunu savunuyor. Eğitimi bir burgerleştirme operasyonu değil, bireyin yeteneklerini geliştirme süreci olarak görüyor.
Türkiye’de Seferihisar’ın başı çektiği ‘Slow City’ yani ‘Sakin Şehir’ hareketi, işte tam da böyle bir fikir. Tüm Türkiye taşrası burgerleşirken İzmir Seferihisar’ın kaderini değiştiren insan, Tunç Soyer. Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’in dünya görüşü şöyle: “İnsanlar bir andan sonra ellerindeki en önemli şeyin yaşamak olduğunu anlayacak ve çalışmak için yaşamak yerine, yaşamak için çalışmayı tercih edecek.” Soyer, bu vizyonu ortaya koyarken aslında tüm Türkiye’ye ilham veriyor. Burger mönüsünde standart bir ürün olmayı reddedip kendi kimliğine sarılıyor. Bu nedenle Seferihisar, İzmir’in en saygın ve en iyi tanınan ilçesi.
Bu dünyada artık daha fazla burgere ihtiyacımız yok. Dünyanın; denenmemiş yolları seçen, korkusuz ve çalışkan insanlara ihtiyacı var.
Tunç Soyer gibi bu topraklardaki birçok insan, tüm zorluklara rağmen sınırları zorlamaya başladı. Ancak sayılarının çoğalması gerek. Sınırları zorlayan ev kadınları, çobanlar, işçiler, sanatçılar, akademisyenler, yöneticiler, çiftçiler ve niceleri... Dünyanın kaderini burger mönüleri değil, işte bu insanlar belirleyecek.
Güven Eken Doğa Derneği Başkanı guven.eken@dogadernegi.org
Radikal / 22 Haziran 2011 |