Ekle  Çıkar
Tarkan - Uyan
ATLAS BirdLife RSPB ATLAS BirdLife RSPB
 
İçimizdeki Doğa
Son günlerde internette bir film dolaşıyor. Filmin mesajı "psikiyatrik etiketlere hayır!". Film, sıradışı gibi gözüken çocuk ve gençlere psikolojik hasta muamelesi yapılmasını eleştiriyor. Konsantrasyon bozukluğu etiketi yapıştırılan çocuğun aslında iyi bir aktivist olabileceğini, kişilik bozukluğu var denen bir gencin ise çok farklı yetenekler taşıyabileceğini işaret ediyor.

Filmi izledikten sonra çevremdeki aileleri düşündüm ve irkildim. Çocuklarına yarış atı muamelesi yapan pek çok anne babanın, çocuğun ne olduğundan daha çok, toplumun onu nasıl görmek istediğiyle ilgilendiğini fark ettim. Pek çok yeteneği olan bazı çocukların sırf okulda başarısız oldukları için "zeka özürlü" ilan edildiklerini hatırladım.

Eğitim sistemlerinin giderek çocukları kendi doğasından uzaklaştırma operasyonuna dönüştüğünü gözlemliyorum. Sanki doğayı yok etmek, bir çocuğu, bir insanı, kendi doğasından uzaklaştırarak başlıyor.

HES'ler, barajlar önce çocukların zihninde inşa ediliyor. İnsan, her an patlamaya hazır bir nükleer santrale dönüşüyor. Kendi menfaatleri için, başkalarını kolayca alt edebilecek bir silah gibi davranıyor. Önce içimizdeki doğa yok olsun ki, sonra sıra derelere, ormanlara ve uçsuz bucaksız denizlere gelebilsin...

Yüksek öğrenimi tamamlamış insanlar belki çok şey biliyor, ancak yaşamın rekabeti içinde kendini tanıyamıyor. Yunus Emre'nin söylediği gibi: "İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendini tanımazsın, bu nice okumaktır.”

Giderek insanın kendi doğasının yok olmasıyla, diğer canlıların doğası arasında güçlü bir bağ olduğunu gözlemliyorum.

İçimizde beslediğimiz tek bir saniyelik bir nefret bile, bir canlının ölümüne neden oluyor. Bir insanın kalbini kırdığımızda, önce içimizdeki vahşi toprakları, belki de sonra da bir ormanı yok ediyoruz. Kendi menfaatimiz için başka insanların önünü kestiğimizde, aslında biz de bir HES yapıyoruz.

Atlas Dergisi Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek, doğanın yok oluş nedenini şöyle açıklar: “Doğanın yok olmasının asıl nedeni, insanın insanla olan ilişkisinin bozulmuş olması. HES’ler, barajlar ve öteki meseleler asıl neden değil. Bunların hepsi birer sonuç. Temel sebep, insanın insanla iyiliğe dayalı ilişki biçiminin bozulmuş olması.”

Çocuklarımızın içindeki doğaya savaş açmışken, barış içinde yaşayan bir toplum olmamız mümkü mü? Ya da nehirleri yok ederken, sağlıklı çocuklar yetiştirmemiz? Veya bir yandan kendi çıkarlarımızı kollarken, öte yandan nehirleri kurtarabilmemiz?

Güven Eken
Doğa Derneği Başkanı
guven.eken@dogadernegi.org

Radikal / 27 Temmuz 2011
 


> Doğa Hakları - 18.04.2012

> Yer misin, yemez misin? - 10.04.2012

> Kurbağa Prenses - 04.04.2012

> Amik'in Dönüşü - 21.03.2012

> Fazla gezegeniniz var mıydı? - 13.03.2012

> Başka bir taşra mümkün - 13.03.2012

> Vicdan Ayaklanması - 29.02.2012

> Antalya hangi ülkede? - 15.02.2012

> Doğanın sağı solu - 07.02.2012

> Darbe zihniyeti ve Hasankeyf - 01.02.2012

1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12

 
Doğa Hakları
İnsan doğanın haklarını tanımadan haksızlığa dair sorunlarını çözebilir mi?
>>>

Hasankeyf
Doğa Derneği Facebook Sayfası
Türkiye Su Meclisi
Çengelköy Doğa Bahçesi

 
 
  © 2004 - 2012 Doğa Derneği Her hakkı saklıdır.
Gizlilik Sartnamesi | Ziyaretçi Defteri  
ATLAS BirdLife RSPB