O gün, o meydanda bulunmasının nedeni, “su haktır satılamaz” diye haykırmak ve Karadeniz’i HES’lere karşı savunmaktı. Ancak dereler gibi onun da önü kesildi. Emekli öğretmen Metin Lokumcu, geçtiğimiz hafta Hopa’da polisin biber gazlı müdahalesi sonucunda yaşamını yitirdi.
Hopa’da olan biteni “Metin Lokumcu’nun İsyanı” adlıyla internette dolaşan film tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. “Su haktır satılamaz” pankartının önünde çekilen horon, bir süre sonra yerini polisin sert müdahalesine ve çığlıklara bırakıyor.
Meydana inen darbenin ardından Metin Lokumcu’nun asla unutulmayacak son sözlerini işitiyoruz. Ellerini belinin arkasında kenetleyip “Hayde! Al götür kurtar memleketi!” diye bağırıyor. Yaşamı savunmak için, bedenini siper ediyor.
Karadeniz’deki HES’lere karşı direnen bir başka insan... Sinan Akçal. Çayeli’nin Senoz Vadisi’nde bir dağ köyünde yaşayan Sinan Akçal, HES’ler nedeniyle her şeyini kaybetti. Tarlasını, suyunu, komşularını...
Oysa Senoz’daki HES inşaatları mahkeme tarafından defalarca durdurulmuştu. Bir, iki, üç... Mahkemenin üç kere durdurduğu HES’e Çevre ve Orman Bakanlığı onay vermeye devam edince Sinan çareyi arkadaşlarıyla birlikte Büyük Anadolu Yürüyüşü’ne katılmakta buldu. 40 gün 40 gece yürüyerek Ankara’ya vardı. Ancak polis yürüyüşçüleri Gölbaşı’nda durdurdu ve şehre girmelerine izin vermedi.
Sinan bunun üzerine Çevre Bakanlığı’nın önünde açlık grevine girdi ve nöbet tutmaya başladı. Açlık grevine başlarken dünyaya şu sözlerle seslendi: “Bilirdim ki Ankara bizimdir. Bilirdim ki Konya, Artvin, Edirne bizimdir. Bilirdim ki, oy verip seçtiğimiz vekiller, bizim vekillerimizdir. Meğer ne çok yanılmışım, ne çok safmışım.
Bu ülkeyi sevmek ne zaman suç oldu? Kurdun, kuşun, böceğin hakkını aramak suç mu? Biz ülkenin gelişmesini istemiyormuşuz. Nedir bu gelişmek? Koca koca barajlar mı? Bir dereye 20 tane, 30 tane HES yapıp dereleri borulara, tünellere hapsetmek mi gelişmek? Dağları, tepeleri yerli, yabancı yağmacılara satıp talan etmek mi?
Anadolu’yu yok etmeye gücünüz yetiyor. Dünyayı yok etmeye gücünüz yetiyor. Yeni bir dünya yaratmaya gücünüz yetecek mi? Bir Anadolu daha yaratabilir misiniz? Bana yeni bir Senoz Vadisi verene kadar buradan gitmeyeceğim!”
Sinan tam da bu sözleri sarf ettikten sonra tutuklandı. O geceyi arkadaşlarıyla birlikte nezarethane geçirdi.
Metin Lokumcu, Sinan Akçal ve Anadolu’nun öteki isimsiz kahramanları. Onlar eşkıya değiller. Onlar, tam da kim olduklarını bilmemiz ve anlamamız gereken değerli insanlar.
Çünkü onların hikayesi, hepimizin hikayesi. Onların ödediği bedel, özgürlüğümüzün bedeli...
Güven Eken Doğa Derneği Başkanı guven.eken@dogadernegi.org
Radikal / 8 Haziran 2011
|