 |
|
|
1- Yüksek Patojenik Kuş Gribi H5N1 nedir?
Kuş gribinin bir çok farklı cinsi bulunmaktadır ancak bunlardan sadece çok azı hayvan veya insanlarda sağlık tehlikesi yaratır. Grip cinslerinin büyük çoğunluğu düşük seviyede kuşlar ve özellikle de sukuşlarında dolaşmakta ve en kötü ihtimalle hafif hastalıklara neden olmaktadır. Bu tarz 'Düşük Patogenlik Kuş Gribi' (DPKG) virüslerinin tavuk gibi kanatlılarda sadece hafif etkileri olmaktadır.
Buna nazaran, H5 ve H7 alttürlerinden gelen virüslerinden bazıları kanatlılarda yaygın ölümlere yol açabilir. Bu virüsler Yüksek Patojenlik Kuş Gribi (YPKG) olarak ayrılmaktadır. YPKG virüsleri normalde yabani kuşlarda rastlanmamaktadır. YPKB virüsleri, yoğun yetiştirme koşullarının hakim olduğu ve dolayısıyla virüsün bulaşmasına elverişli kümes hayvanlarında doğmaktadır. Bu yüzden YPKG'ye aynı zamanda "tavuk gribi" de denmektedir.
Doğal kuşlar da YPKG virüslerine yakalanbilir ve hatta ölebilirler. Kuşların bu virüsleri enfekte tavuklar veya kullandıkları tesislerle olan temas sırasında kaptıkları düşünülmektedir.
Gündemde söz konusu olan H5N1 virüsü bir YPKG virüsüdür. Bu virüs ilk defa 1997 yılında Hong Kong'da rastlanmıştır. Büyük bir olasılıkla H5N1 virüsü doğal kuşlardan tavuklara geçmiş olan bir DPKG virüsünden türemiştir.
Kümes koşulları (özellikle farklı tavuk cinslerinin kalabalık ve sıkışık yetiştirme ortamlarında, dışkı, tükürük ve diğer salgılamalara uzun süre maruz kaldıklarında) virüsün evrim geçirirerek yayılmasına neden olmaktadır. Bugün yaşanan virüs patlamalarının ilki 2003 yılında güney doğu Asya'da, yoğun tavuk üretiminin artış gösterdiği ancak yetersiz hijyen ve biyolojik güvenlilik içeren kümesçilik firmalarında başlamıştır.
2- H5N1 virüsünden neden bu kadar çok endişelenilmektedir?
Şu anda tavuklarda görülmekte olan yüksek patojenlik kuş gribi emsalsizdir. H5N1 devasa ekonomik zararlara yol açmıştır. Virüs çok hızlı bir şekilde tavuk, ördek, hindi gibi evcil kanatlılar arasında yayılmaktadır ve neredeyse hepsini öldürmektedir. Virüsün yayılmasını önlemek amacıyla binlerce kanatlı ayrıca infaz edilmektedir. Doğal olarak kümes hayvanlarının hareket ve ticaretini kısıtlamaya yönelik yasa ve yaptırımlar çiftçiler, iş dünyası ve ulusal ekonomilerde büyük kayıplar anlamına gelmektedir. Hürriyet gazetesinin verilerine göre kuş gribi nedeniyle ülkemizde tavukçuluk sektörüne günlük faturası 10 milyon YTL'dir.
Şu anda H5N1 virüsü insanlara çok kolay bir şekilde bulaşmamaktadır. Yaşanan salgında bir çok insan enfekte hayvanla temas etmiş ancak (10 Ocak 2006 tarihine kadar) sadece 147 kişi virüsü kapmıştır. Ne yazık ki bu kişilerin yrıdan fazlası (78 kişi) ölmüştür. Yakalanıldığı takdirde virüs çok tehlikeli bir hastalığa sebep olmaktadır.
H5N1 virüsü insandan insana da çok kolay bir şekilde bulaşmamaktadır. Ancak bu değişebilir çünkü virüs sürekli evrim geçirmektedir. İnsandan insana kolay bulaşan bir H5N1 virüs türevi küresel çapta yaygınlaşan bir grip halini alabilir ve milyonlarca kişinin ölümüne yol açabilir. Böyle bir virüsün ortaya çıkması 'yeniden düzenleme' olarak adlandırabilecek süreçle (insan ve hayvan gribi virüsleri genetik malzeme değiştirmesiyle) veya kalıp değiştiren, daha kademeli bir mütasyonla meydana gelebilir. Süregelen H5N1 virüs patlamları bu olasılığı artırmaktadır.
3- Kuşlar ve Kuş Gribi Arasındaki Bağlantı Nedir?
3.1. Yabani kuşlar H5N1'yı kapabilirler mi?
Evet. H5N1'in şu anda yaşanan türevi başta sukuşları olmak üzere bir çok kuşun ölmesine neden oldu. Bu kuşların çoğunluğu koloniler halinde su kütlelerinde ve bunlara yakın arazilerde toplanır veya yuva yapar. Diğer kuşlar ise kasaba ve çiftliklerin yanı başındaki kirli su yollarında beslenenlerdir. Karga ve saksağan gibi bazı diğer türler ise tavuk çiftlikleri civarında atık veya leşlerle beslenme ihtimali olan türlerdir.
3.2.Göç eden yabani kuşlar H5N1 Yüksek Patojenlik Kuş Gribini Yayarlar mı?
Olabilir - ama bu henüz kanıtlanmış değildir ve büyük ihtimalle, kanıtlara göre, olası değildir. Doğadaki kuşların virüsü yaymalarındaki rol diğer mekanizmaların yanında ikinci derecede kalmaktadır.
Bazı virüs salgını vakaları kuşların göçü ile aynı dönem ve göç yollarıyla örtüşmüşse de, çoğunlukla bu geçerli değildir. 2005 sonbaharında yaşanan kuş göçü H5N1 virüsünün yayılmasına sebep olmadan tamamlanmıştır. Virüs henüz kuşların kışlama alanları olan Hindistan, Filipinler, Pasifik ve Afrika'dan kayıt edilmemiştir. Virüsün salgın verdiği yerlerin seyrine bakıldığında, yaban kuşlardan beklenen hareketlerle örtüşmemektedir. Tüm kanıtlar H5N1 virüsünün göç eden kuşlar için ölümcül olduğuna işaret ediyor; öyle ki virüsü kapan yaban kuşları ya hızla ölüyor ya da virüs yüzünden uzun mesafeleri kat edemez duruma düşüyor. Bu tanılardan ötürü virüsün yerelde, ölümlerin yaşandığı bölgelerde kapıldığı tahmin ediliyor.
Sonuç olarak, yaban kuşları H5N1 virüsünün yayılmasında bir vektör olma ihtimali gösterse de diğer faktörlerin çok da mühim olduğu görülmektedir ve kontrol altına alma çalışmaları bunlar üzerine yoğunlaşmalıdır.
3.3. 'Sağlıklı' yabani kuşlar H5N! virüsünü taşıyabilir mi?
Geçtiğimiz iki yıl içerisinde Güney Doğu Asya'da 100,000'i aşkın yaban kuşu test edilmiştir. Hong Kong'daki Mai Po Koruma Alanında 1997-2004 yıllarında özellikle göçmen kuşlar üzerine yapılan testlerde hiçbir kuşun H5N1 virüsünü taşımadığı saptanmıştır. Bir H5N1 salgın alarmı üzerine Mongolya'nın Erhel Gölünde 850 yaban kuşunun dışkıları üzerine yapılan araştırmada yine hiçbir kuş pozitif çıkmamıştır. Tüm Avrasya'da sağlıklı olduğu sanılan 13 yaban kuşunda H5N1 virüsü tespit edilmiş ancak bu türlerin başlangıç aşamasından itibaren sağlıklı olup olmadıkları hakkında şüpheler bulunmaktadır (kuşlar halihazırda virüsü taşıyor olabilirlerdi). Kore, Yeni Zelanda, Avustralya, Alaska ve Avrupa'da henüz enfekte olmamış bölgelerde binlerce göçmen kuş üzerine yapılan testlerde de kuşlar H5N1'e negatif çıkmıştır.
Öte yanda, laboratuar ortamında bir H5N1 virüsü varyantıyla aşılan yeşilbaş ördekleri arasından sadece bir kaçı enfeksiyonun klinik belirtilerini göstermişlerdir. Çin'in Henan bölgesinde yeni bir H5N1 varyantıyla bulunan ağaç serçelerinin hastalanmadığı ama aynı virüsün tavukların ölümüne yol açtığı belirlenmiştir. Şu anda yaban kuşlarının YPKG H5N1 virüsünü taşımadığı ve yamadığı yönünde izlenimler baskınken, ileride bunun değişebileceğinin altı çizilmelidir.
3.4. H5N1 doğa koruma açısından bir tehdit midir?
Hint kazı (Anser indicus) dünya popülasyonunun %10'u Çin'deki Qinghai Gölünde ölmüştür. Virüsün yerleştiği yerlerde popülasyonları dar bölgelere kısıtlı olan ve nesli dünya çapında tehlike altında olan türler hakkı sayılır bir tehdit altındadır. Bu özellikle de tavuklarla aynı su ve besin kaynaklarını kullanıyorsa geçerlidir. Güney Doğu Asya ve Güney Doğu Avrupa'da halihazırda aşırı avcılık ve yaşam alanlarının kaybı yüzünden nesli dünya ölçeğinde tehlike altında olan sukuşu bulunmakta ve H5N1 virüsünün bu gibi türler üzerinde ciddi bir sorun olabileceği tahmin edilmelidir.
3.5. Hangi alanlarda daha fazla araştırma gerekmektedir?
Yaban kuşları ve H5N1 hakkında bilgilerimizde çok büyük eksiklikler bulunmaktadır. Virüsün yaban kuşlarına nasıl bulaştığı, kuluçka döneminin uzunluğu, virüsü ne zaman, ne kadar süreyle, ne yoğunlukta saçtıkları, kuşları ne derece hastalandırdığı (bireyler arasındaki farkları, göç kabiliyetlerini nasıl etkilediği) ve hangi türlerin virüsü kapmaya mehilli olduğu gibi bir çok konuda çok daha derin bilgiler gerekmektedir.
Ayrıca, hem doğa koruma amacıyla hem de, göçmen kuşların virüsü taşıdığı saptanırsa, H5N1 virüsünün yayılmasını engellemek için göç hareketlerinin izlenmesi ve gözetimi konusunda çok daha kapsamlı sistemler oluşturulması gerekmektedir.
3.6. Doğal türler virüsün yayılmasını engellemek için itlaf edilmeli midir?
Bu eylem soruna yanlış yöne sapmış bir yanıt olacaktır. Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler Beslenme ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE) doğal kuşları seçerek öldürmenin virüsü durdurmayacağı konusunda hem fikirlerdir ve itlafa yönelmelidir. Birleşmiş Milletler Beslenme ve Tarım Örgütü'nde hayvanlarda görülen enfeksiyonlardan sorumlu Juan Lubroth, "İtlaf, insanların virüsten korunması yönünde herhangi bir yapıcı etki oluşturmayacaktır. Öncelikli ilgi gerektiren bir çok daha önemli tedbir vardır" yorumunu getirmiştir.
Yaban kuşlarının H5N1 virüsünü taşıdıkları ve yaygınlaştırdıkları kanıtlandığı takdirde, itlafa yönelik müdahaleler (kurutulan sağlıklı bireylerin yeni alanlara hareketiyle) virüsün daha da hızlı bir şekilde yayılmasına sebep olacaktır.
3.7. Sulak alanlar sukuşlarını caydırmak için drene edilmeli midir?
Kesinlikle hayır. Sulak alanlar doğa koruma değerlerinin yanı sıra baskın kontrolü, su arıtımı ve besin döngüsü gibi sayısız ekosistem hizmeti ve insan geçimine faydası olan ürünler sağlar.
Sulak alanların drene edilmesi sadece ekolojik açıdan bir felaket değil, aynı zamanda itlafta olduğu gibi ters etki yapabilecek, yani virüsün kontrol altına alınması yerine yaygınlaşmasını kışkırtabilecek bir unsurdur. Göçleri sırasında kuşlar farklı konaklama alanlarına yönelecek, daha uzun yolculuklar sonunda daha kalabalık konaklama noktalarına ulaşacak ve bu süreçte strese girip, bitkin düşerek enfeksiyona daha yatkın olma riskleri artacaktır.
4- Hala kuş gözlem yapabilir miyim? Bahçe/avlumdaki kuşları beslemeyi bırakmalı mıyım?
Kuşlar bir çok kişinin yaşamında çok önemli bir yere sahiptir. Ne mutlu ki onlardan korkacak hiçbir neden yoktur! Kuş gözlemek emniyetlidir ancak ölü, hastalıklı kuşları, dışkılarını ve bunlara yakın suları ellememek gerekmektedir. Aynı şekilde bahçe, park, avlularda kuşları beslemeye devam etmekte herhangi bir sakınca yoktur. Kuş yemliklerine gelen kuşların H5N1 virüsünü taşıma ihtimali düşüktür. Yine de normal ve makul hijyen kurallarına uyulmalıdır: kuş dışkılarına değmiş olan alet ve edevatlarınıza dokunduktan sonra ellerinizi yıkamayı, kuş yemliklerinizi düzenli olarak temizleyip dezenfekte etmeyi ihmal etmemeniz önerilir.
Şu ana kadar virüsün doğal bir kuş türünden geçtiğine dair sadece bir tane onaylanmamış vaka bulunmaktadır (Türkiye'den). Diğer tüm vakalar virüslü tavuklarla doğrudan temasla bağlantılıdır.
5- Virüs yaban kuşlarından kaynaklı değilse nasıl yayılmakta?
Virüsün buluşmasında en azından üç yol mevzubahistir:
- İlaçsız kanatlı hayvan ve kanatlı hayvan ürünlerinin dolaşımı ve küresel tavukçuluk ticareti
Güney Doğu Asya'daki H5N1 salgınlarının çoğu kanatlı hayvan ve kanatlı hayvan ürünlerinin (veya tavuk çiftliklerinden kaynaklanan, araçlardaki çamur veya insan ayakkabıları gibi) enfekte malzemelerin dolaşımıyla bağlantılıdır. Canlı hayvan pazarları ve sulak kuş pazarları virüsün Güney Doğu Asya'da yayılmasında temel unsur olmuştur: H5N1 virüsü ilk defa 1997 yılında Hong Kong'da canlı tavuk pazarlarındaki kanatlıların %20'sinde tespit edilmiştir.
Aynı zamanda küresel boyutta devasa bir tavuk ticareti mevcuttur: yasal, kontrolsüz veya yasal olmayan. Yeni bulgulara göre, Asya'dan ABD'ye yasal olmayan tavuk ticareti gerçekleşmiştir; Ekim 2005'de İtalyan gümrüklerinde Çin'den sızdırılan 3,000 tavuk tespit edilmiştir; Kasım 2005'te ise İngiliz yetkililer yüzlerce ton tavuk etinin Çin'den yasal olmayarak ihraç edildiğini ortaya çıkarmışlardır.
- Yaban kuşlarının ticareti Yaygın yasa dışı yaban kuşu ticaretinin de virüsü büyük mesafelere taşıdığı tespit edilmiştir. Tayvan gümrüğünde ana kara Çin'den son dönemde virüslü kuşların bulunduğu iki sevk ele geçirilmiştir. Bu tarz kafeste satılan yaban kuşlarının virüsü kapmış olabilecekleri en muhtemel yerler yaban kuşlarının evcil kanatlılarla yakın temasta olduğu sulak kuş pazarlarıdır.
- Virüslü tavuk dışkılarının tarımda gübre olarak, balık ve domuz çiftliklerinde yem olarak kullanımı Virüslü tavuk, ördek ve diğer kümes hayvanı dışkılarının tarımda gübre olarak, domuz ve balık çiftliklerinde ise yem olarak kullanılması Doğu Avrupa ve Asya'da çok sık rast gelen bir kullanımdır. H5N1 virüsü taşıyan kanatlılar dışkılarıyla da virüs partiküllerini salarlar. Bu dışkının balık yemi olarak üretim havuzlarına konması yeni bir enfeksiyona neden olmaktadır. Gübreye gelince, kullanım ve satışından evvel çok uzun mesafeler kat edebilir ve bu da virüsün yayılması için elverişli bir yöntem daha ortaya çıkarmaktadır. Birleşmiş Milletler Beslenme ve Tarım Örgütü'nün (FAO) tavsiyesi bu tip gübrelerin (her ne kadar düzgün şekilde kompostlansa, ısıyle kurutulmuş olsa da) kullanımının gribin görüldüğü veya risk taşıyan ülkelerde yasaklanmasıdır.
6- YPKG H5N1'in yayılmasını önlemek için neler yapılmalı?
Şu anda gündeme hakim olan, göç eden kuşlar üzerine odaklanma yersizdir ve potansiyel olarak tehlikeli bir enerji, çaba ve kaynak saptırmasıdır. Yaban kuşlarının itlafına yönelik hamleler daha da yersizdir - hedef yanlış ve yöntem etkin değildir.
Bunun yerine, biyo-güvenliğe yönelik önleyici tedbirler üzerinde durulması gerekir: - Kanatlı kümes hayvanlarının denetimi ve test edilmesi, - Kanatlı kümes hayvanlarının, yan ürünlerinin ve evcil kuşların hareketlerinin ve satışının kontrolü, - Uygulanmadan evvel tarımda ve balık çiftliklerinde kullanılan tavuk dışkılı gübrelerin ilaçlanması, - Yasadışı kanatlı hayvan, kanatlı hayvan ürünleri ve yaban kuş ticaretini kontrol altına almaya yönelik ulusal ve uluslar arası çabaların artması.
Bazı ülkeler kümes hayvanı sürülerini aşılamaktadır. Yürütülen araştırmalara göre aşılama kuş gribine yakalanan tavukların enfeksiyonunu azaltabilir ve sağlıklı hayvanlara da tedbir sağlayabilir. Yine de, tavukların tabi tutulması gereken aşılarda minimum antijen seviyesi hakkında uluslar arası standartlar geliştirilmemiştir. Kalitesiz aşılarla bağışıklık kazandırılan tavuklar sağlıklı durabilir, ancak daha yüksek yoğunlaşma gösteren virüsü dışkıları aracılığıyla daha uzun müddet yaymaktadırlar. Böylece virüs tekrar etmeye, yayılmaya ve evrim geçirmeye devam eder. Etkisiz aşılar virüsün yeni şekiller alarak evrimleşmesine sebep olabilir.
Kaynak: BirdLife International - http://www.birdlife.org/action/science/species/avian_flu/faq.html Çeviri: Esra Başak |
|
|
|
|
| | | Doğa Hakları | İnsan doğanın haklarını tanımadan haksızlığa dair sorunlarını çözebilir mi? >>> |
|
|
|
 |
|
 |
|
 |
|
 |
|
|
|