Tüm dünyada ve Anadolu'da uzun zamandır bir hikaye yüksek sesle anlatılıyor,bu hikayenin ismi de “su boşa akıyor”. Balıklar boşa yaşıyormuş,suyun aktığı yerden bitkiler boşuna filizleniyormuş,canlılar boşuna hayat buluyormuş yani doğanın işleyişi boşunaymış.Nehirler,dereler boşa akıyormuş.
İnsanlık bu bencilliğiyle doğayı düşüncesizce,dönüşü olmayacak şekilde tüketiyor.Nehirler bizim elektrik üretebileceğimiz “kaynak”,parayla değeri ölçülebilir bir madde gibi görülüyor.Tabiatı Koruma Kanun Tasarısıyla tüm doğal alanlar pazarlanabilir,talan edilebilir hale getirilmek isteniyor.
Tüm insanlığa sesleniyoruz; • Doğa kendi başına vardır ve insan doğanın sadece bir parçasıdır. • Doğa bir nesne değildir. Kendi kadim kuralları doğrultusunda, değerli bir işleyişe sahiptir. • Doğa, ticari bir mal haline getirilemez. • Su, yalnızca doğaya aittir ve onun ayrılmaz bir parçasıdır. • Su, bulunduğu havzaya aittir. Doğal bir varlıktır, kaynak değildir. • Su kendini ancak akarak var edebilir ve doğada tek bir damla su boşa akmaz. • Suyun özelleştirilmesi ve suya efendi atanması kabul edilemez. • Sürdürülebilir kalkınma, koruma kullanma dengesi gibi ilkeler doğanın sömürülmesi için gerekçe gösterilemez. • Yaşamın yegâne kaynağı olan doğanın, “çevre” diye tanımlanarak hayatın dışına çıkarılması kabul edilemez. -Tüm nehirler özgürdür. -Hiçbir akarsuyun,hiç bir parçasına baraj ve hidroelektrik santrali yapılamaz. -Nehirler insanlığın bitmek bilmeyen tüketim çılgınlığına feda edilemez. Doğanın kendi değerleri yok sayıldığı sürece,her nerede olursa olsun suya yapılan saldırılara karşı eylemlerimiz sürecektir. Su boşa akmaz! Kararlıyız; Anadolu'yu Vermeyeceğiz! NEHİRLERİMİZİ VERMEYECEĞİZ! |