Başabakan Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler’deki konuşmasını gazeteler “Adaletin bu mu dünya?” sözleriyle manşetlere çekti. Erdoğan konuşmasında dünyada yaşanan birçok haksızlığa ve adaletsizliğe dikkat çekiyordu.
Merak ediyorum. Başbakan aynı soruyu kendisi için de soruyor mudur? Eğer öyleyse, halkın HES ve barajlara karşı duruşuna ve halka reva görülen muameleye kayıtsız kalmaya devam edecek mi?
Bir şirket düşünün…
Trabzon Solaklı Vadisi’nde akan suyu haritada görüyor ve beğeniyor. Devlet Su İşleri’nin sözde meşru düzenlemeleriyle, sorgusuz sualsiz, yüzlerce yıl bu dereden beslenen insanların sularına el koyuyor. Doğayla iç içe geçmiş bu yaşamın sahiplerinin itirazlarının hiçbirini önemsemiyor.
Bunu yapmakla da kalmayıp itiraz edenlerin sesini bastırmak için her türlü yola başvurarak köydeki kardeşi kardeşe düşman ediyor. Solaklılı bir aileyi taşeron tutup vadiye onun makinelerini sürüyor.
Yanına görevi halkı korumak olan jandarmayı da alarak halkın karşısına dikiliyor. Bu konuda gerekli düzenlemeleri yapmakla mükellef iki ayrı bakanlık olmasına rağmen, iki bakanlık da şirketin işini kolaylaştırmaktan başka birşey yapmıyor.
Ne vicdan, ne bilim, ne de adalet… Bunların hiçbiri bu süreçte yok.
Solaklı halkı, yaşam alanlarını ve geleceklerini korumak için harekete geçtiğinde ise şiddete maruz kalıyor, yaralanıyor, tutuklanıyor ve suçlanıyor.
Ve daha kötüsü bu tablo tüm Anadolu coğrafyasında yaşanıyor.
Neymiş? HES’lerin yapımı meşruymuş. Sevr Anlaşması da meşruydu. Beyaz adamın Kızılderili halkını kaletmesi de. Bunların hepsi devletlerin kararları ile gerçekleştirilmedi mi? Ne var ki kamu vicdanı bu kararları hiçbir zaman kabul etmedi. Türkiye’de halka rağmen yapılmak istenen HES’ler de kamu nezdinde meşru değildir.
Erdoğan, Türkiye’deki doğa yıkımını ve bu yıkımdan canı yanan insanlar olduğunu kabul etmelidir. Aksi halde tüm dünyaya yönelttiği adalet sorusunun altı hiçbir zaman dolmayacak. Çünkü doğaya yapılan haksızlık tüm haksızlıkların ortak noktasıdır. Doğaya yapılan haksızlıklar bitmediği sürece, insanın insana yaptığı haksızlıkları da kökünden silmek mümkün olmayacak.
Başbakan Erdoğan artık doğaya ve doğanın içinde özgürce yaşamını sürdüren insanlara karşı işlenen hak ihlallerini görüp önlem almak zorunda. En azından, akşam başını yastığa koyduğunda, Solaklı’da yaşananları düşünerek kendine şu soruyu sorabilir:
Adaletin bu mu Türkiye?
Güven Eken
Doğa Derneği Başkanı
guven.eken@dogadernegi.orgtwitter.com/ekenguvenRadikal / 28 Eylül 2011